Türkiye durup oturup CHP’yi tartışacak değil. Bu bakımdan “Dünya Değişirken” köşesindeki yazılarda sürekli CHP’den söz edilmesi beklenmemeli.Ama şimdi elimde Türkiye’nin her yöresinden ve yurt dışındaki Türklerden gelmiş pek çok mesaj ve soru var:Bu bakımdan konuya değinmek ve sorulan cevaplamak şart oldu. Pazar günkü VATAN’da da açıkladığım gibi CHP’nin sorunu, sadece Deniz Baykal faktörüyle açıklanamayacak kadar derin ve karmaşık. Ve benim itirazlarım da “ortak akla” ulaşmayı reddeden liderlik anlayışıyla ilgili.Çünkü Türkiye çok karışık günlerden geçiyor, her an yeni ve hayati kararlar alınması gerekiyor. Bir insanın her şeyi bilmesi ve her konuda doğru karar vermesi mümkün değil. Peygamberler bile havarileri ya da sahabeleriyle birlikte var oldular.Anadolu’daki bir Köroğlu varyantı şöyle başlar: “Köroğlu bir adamdı, lakin kırk beyi var idi.”İşte önemli olan bu. Aslında en önemli konu “sol” kavramı ve CHP’nin sol olup olmadığı.Bence Türkiye’nin sol yanı boş.Devlet kurucusu CHP, İsmet İnönü’nün “ortanın solu” söylemiyle sola kaymış sayıldı ve o günden beri de terminoloji böyle oluştu.Oysa o günden beri dünyada hem sol kavramı, hem CHP, hem de dünya çok değişti.2004 yılında Mecliste temsil edilen CHP’nin sol bir parti olup olmadığını, sol politikalar uygulayıp uygulamadığını tartışmak ve bu işin adını koymak hayati önem taşıyor.CHP’nin sadece varlıklı ve aydınlanmış kitleden oy aldığı ve bu payın giderek küçüldüğü bir gerçek ama mesele sadece oy da değil.CHP’nin “sol” tanımına yaklaşabilmesi için gereken toplumsal ilişkileri yok.Bu partide ilerici sendikalara, devrimci gençliğe, sol aydınlara ve kadınlara rastlanmıyor. İnsan hakları mücadelesi yapanlar ve ezilen kitleler, yanlarında CHP’yi bulamıyorlar. Emek mücadelesinin yerine milliyetçi söylemler ve devlet tezleri dile getiriliyor.Sol, aynı zamanda bir atmosfer meselesidir. CHP’de bu atmosfer yok; solun gerektirdiği değişim ve heyecan hissedilmiyor. Parti, ülkenin sol birikiminden ve sol aydınlardan kopuk. Bunun yerine aşın profesyonelleşmiş bir gündelik politika mücadelesi var.Partide bir tartışma açmamakta ısrarlı olan Sayın Baykal ise bu çizgide ısrarlı ve CHP’yi milliyetçi politikalar noktasında Ecevit’ten farklı olmayan bir noktada tutmaya özen gösteriyor.Bu da bir suç değil; Türkiye’de elbette böyle partiler de olacaktır.Ama bu politikalara sol adını takmak tarihsel bir yanılgı yaratıyor, solun gelişmesini engelliyor, yolu tıkıyor.Bence yapılacak en doğru şey CHP’nin, kimliğini ulusalcı bir merkez partisi olarak belirlemesi ve yoluna kavram kargaşası olmadan devam etmesi.Çünkü belli ki; bunca zamandır yapılan ideolojik tartışmalara ve büyük emeklerle hazırlanan raporlara rağmen CHP genel merkezi tutumunu değiştirmeyecek.O zaman geriye şu soru kalıyor: Türkiye modern, özgürlükçü, devlete eklemlenmeyen, dünyayı kavrayan, reform ve devrimlerin önünü açan, emeği savunan bir sol harekete nasıl kavuşacak?