“Cılkı çıkmak” ne demek? Orta Asya Türkleri yılkı atlarına cılkı diyorlar. Onunla bir ilgisi var mı acaba? Yoksa “cılk yara” dediğimiz zaman anlatmak istediğimiz bir durumla mı ilgili? Sözün kaynağını ve nereden geldiğini bilmiyorum ama bize son derece uyan, ısmarlama elbise gibi üstümüze oturan bir hali anlattığından hiç kuşkum yok. Biz her işin cılkını çıkarırız. Çünkü ölçümüz yoktur; ölçüsüz davranışları pek severiz. Vur deyince öldürürüz. Aşırı gideriz. Mahallede vatandaşın birinin aklına eser, bir kamyon alıp yük taşımaya başlar. Onun üç beş kuruş kazandığını gören herkes iyi kötü bir kamyon edinir ve hep birlikte işin cılkını çıkarırlar. Kimse iş yapamaz olur. Birisi bir kıyıda dondurma satmaya başlar. Üç gün içinde çevresinde o kadar çok dondurmacı birikir ki adamcağız çareyi kaçmakta bulur. Birkaç aydın hem yazın kafalarını dinlemek, hem de antik uygarlıkların izini sürerek sohbet etmek için Bodrum’a gitme alışkanlığı edinir. Necip milletimiz bu işin de cılkını çıkarmak için hazırdır. Bu kasabayı adım atılamayacak bir gürültü, et teşhiri ve sululuk merkezi haline getirirler. Artık Bodrum’un da cılkı çıkmıştır. “Köylü efendimizdir!” denilerek tarımdaki üretici yüceltilmek istenir. Sonuç öyle bir azgınlıktır ki dağdan gelen bağdakini kovar. Memlekete demokrasi gelir, serbest seçimler yapılır. Bir süre sonra iş öylesine çığrından çıkar ki bir araya gelip bir siyasi parti kuran her menfaat grubu, gözü kara biçimde ülkenin kaynaklarını talan etmeye başlar.Hem de hesapsız kitapsız. Demokrasinin de cılkı çıkmıştır. Özel televizyon kanalları kurulur. Reklam almak için seyirci toplamaya çalışırlar. Bir süre sonra kötüye doğru öyle bir yarış başlar ki göbek, küfür, aşağılık, bayağılık dibe vurur. Artık televizyonların da cılkı çıkmıştır. Kısacası; bizim millet olarak bir işin “cılkını çıkarmakta” üstümüze yoktur. Futbol, siyaset, eğlence, turizm, para, servet, ideoloji, bayrak, silah, aşk, roman, Onuncu Yıl Marşı, köşe yazısı… Aklınıza gelen her şeyin cılkını çıkarırız biz. Bizim gibi millet görülmemiştir! Ayrıca işimiz de kimseden sorulmamıştır.
