Filmin sonunda yönetmenin adını görünce şaşırdım.

Bir de baktım ki sevgili dostumuz
Cornelius'un oğlu Wolfgang Pe-
tersen.

Bu yetenekli Alman yönetmenin
Amerika'da çektiği film, bütün dün-
yada siyasal gerilim türünün en ö-
nemli örneği olarak kabul ediliyor.

Baştan bir dakikasını kaçırdığım fil-
min gelişmesi boyunca, bu Amerikan
filmine nereden böyle Avrupalı bir
yönetmen etkisinin sindiğini düşünüp
duruyordum.

Meğer yönetmen gerçekten
Avrupalıymış.

Tavsiye ederim. "Ateş Hattında"
filmini gidip izleyin ve filmin sürekle-
yiciliğinin, hızlı kurguyla hiç bir ilgisi
olmadığını görün. Oldukça yavaş bir
film, gene de insanı soluk soluğa bı-
rakıyor.

Çünkü kimi zaman üç dakikalık bir
sahne kısacık gelir de, bir dakikalık
bir sahne bitmeler bilmez.

Tamamen iç gerilime bağlı.

***

Cornelius'un oğlunun filmini, sa-
dece sinema açısından algılamıyo-
rum.

Amerikan devletinin bir başka yü-
zünü göstermesi bakımından çok ö-
nemli.

Bugünlerde Çiller ziyareti dolayı
sıyla, bütün Türkiye Amerika'yı ko-
nuşuyor. Clinton'un Çiller'le ye-
mek yemesi, Vakko'dan hediye gi-
den Türk kravatını takması, başta ba-
sın olmak üzere bir çok kişiyi sevindi-
riyor.

Kendimizi "adam yerine konul-
muş" hissediyoruz.

Oysa Amerikan devleti, bir priz-
ma gibi çok yönlü.

***

Filmde bir başkan koruması ile, bir
CIA mensubu katil karşı karşıya geli-
yor.

Eastwood ve Malkovich'in hari-
ka oyunlarıyla iyice gerçeklik kaza-
nan bu kişilikler, Amerikan devleti
tarafından eğitilmiş.

Ne var ki Malkovich'in dediği gibi
polis korumaya şartlandırılmış, CIA
mensubu ise öldürmeye.

Sistem bir canavar yaratmış. Bir
çok suça bulaşmış olan bu canavarın
insan içine karışmasını, aydınlığa çık-
masını istemiyor. Suçlar onunla birlik-
te gömülmeli.

Ne gibi suçlar bunlar?

Filmde sayıldığına göre, kokain ka-
çakçılığı, İran'a silah satışı gibi bin bir
kirli iş.

Programlandığı hayattan çıkarak,
bir insan olduğunu hatırlayan "ca-
navar", tek başına bir isyan gerçek-
leştirmeyi deniyor ve Amerikan
başkanını öldürmeye karar veriyor.
Kendisi de orada can verecek ve
Kennedy'nin dediği gibi "yaşamını
başkan için vermiş olacak."

***

İşte "Amerika'dan fazla Ameri-
kancı ülkeler" de unutulan bir ger-
çeği gene bir Amerikan filmi vur-
guluyor:

Amerika, Mai Lai katliamından,
Salvador Allende'nin öldürülmesi-
ne uzanan bir "kara dizi" nin baş
kahramanı.

Kendi suçları üstüne filmler yapıp,
bunu dünyaya izlettirebilecek bir öz-
gürlük anlayışına sahip olması da bu
prizmanın aydınlık yüzünü oluşturu-
yor.