Paris'in ünlü caddesi Champs Elysee'ye Kolombiyalı heykelci Botero'nun şişman heykelleri yerleştirilmiş. Dünyanın vitrini olan bu caddede sergilenen şişko yaratıkları görünce, zayıflık modasının bittiğine ve Paris'in şişmanlık modasını yaymaya çalıştığına inanıyorsunuz. Ne var ki dünyada esen rüzgarlar şişman ve yaşlılardan değil, genç ve zayıflardan yana. Botero'nun heykellerinin tam tersi olan iki kişi, bütün dünya televizyonlarında boy gösteriyor bugünlerde. Özel yaşamlarında da çok sıkı dost olan Bill Clinton ve Al Gore yeni bir politikacı kuşağının sembolleri gibi yükseliyorlar. Karıları da kendilerine benziyor: Yeni yaşam biçimini simgeleyen kadınlar. Al Gore, çevre korumayla ilgili kitaplar yazmış, dünyada silahsızlanma çalışmaları yapmış bir insan. Dördü de üniversite yıllarından beri insan hakları, savaş aleyhtarlığı, çevre koruma ve ırkçılığa karşı mücadele gibi kavramlarla yoğrulmuş. Clinton ve Gore çifti, üniversiteyi Türkiye'de okusalardı birçok nedenden Selimiye'yi ya da Sağmalcılar'ı boylarlardı. Amerika'nın çıkarlarını korumak için Türk gençlerini hırpalayanlar, Beyaz Saray'daki gençler hakkında ne düşünüyor acaba. Kraldan fazla kralcılık yapıp, Amerika'yı bu güvenilmez hippylerden (!) korumaya mı çalışacaklar?
Clinton ve Gore'un seçimi dünyada yeni bir lider dönemini başlatmıştır: Bunlar "Soğuk Savaş Sonrası Liderleri" diye adlandırılıyor. Başka bir dünyanın değerlerine bağlı olan Kohl, Mitterrand, Major gibi liderler teker teker gidecekler. Çünkü onlar dünyası bitti. Clinton ve Gore örneği bütün dünyayı etkileyecek. Her ülke ister istemez kendi genç liderlerine iktidara gelme fırsatı verecek. Böyle bir dönemde Türkiye ne yapar bilmem. Dünyadaki gelişmeleri hep tersinden anlayan sevgili ülkemiz, gençlere güvenmemenin şampiyonlarından biridir. Ülkedeki herşey yaşlı kuşağın zevkine ve ahlak anlayışına göre ayarlanmış ve düzenlenmiştir. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip olan Türkiye, gençliğe güvenmez ve ondan ürker. Yönetimi genç kuşaklara bırakmayı istemez bu yüzden.
"Şu anda Türkiye'de de ana muhalefet partisinin başında genç bir lider var" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Gençlik sadece yaşla ifade edilen bir kavram değil. Bill Clinton ve Al Gore'la aynı yaş kuşağından olan Mesut Yılmaz, onlar gibi döneminin ilerici akımları içinde yeralmamış ve muhafazakar bir genç olarak, eski dünyaya ait bütün değerleri savunmak üzere koşullanmış. Şimdi de bu tutumunu değiştirmiyor. Clinton ve Mesut Yılmaz aynı yaşta görünüyorlar ama aralarında 40 senelik bir düşünce farkı var.
