Bütün iktidarlar, başlangıçta yelkenlerini dolduran rüzgarla öne atılan gemilere benzerler.
Pupa yelken giderler bir süre.
Zamanla yıpranır, karşılaştığı fırtınalarda aldığı yaraları kapatmaya çalışır ve su alan tekneyi yüzdürmek için sonsuz çaba harcarlar.
Bu değişmez kaderi, Demirel de yaşıyor.
Büyük umutlarla iş başına gelen Demirel, beşyüz günlük sürenin sonunda da sözlerini yerine getiremeyecek.
1 Kasım seçimleri balayının bittiğini gösteriyor.
Aynı günlerde 69 yaşına giren Süleyman Demirel, geminin su alan deliklerini kapatmaya ve gün gün uyguladığı taktiklerle ayakta kalmaya çalışıyor.
Bu çabalar giderek artacak. Büyüyen delikler, daha fazla gayret isteyecekler.
Böylece Demirel yeni bir seçim dönemine kadar iktidarda kalacak.
***
Ben Demirel'in yerinde olsam ne yapardım diye düşündüm.
69 yaşındaki bir politikacı olarak Türkiye'yi yönetmek gibi bir sorumluluk taşısam nasıl davranırdım?
Şu sonuçlara vardım:
Her şeyden önce Türkiye'nin geleceğine nasıl bir isim yazdıracağımı düşünürdüm.
Bunun doğal sonucu olarak da günü kurtarmaya ve mümkün olduğu kadar çok iktidarda kalmaya uğraşmazdım.
Türkiye'nin kangren olmuş sorunlarına, seçim kaygısı taşıyan hiçbir siyasetçinin çözüm getiremeyeceği alanlara cesaretle neşter atardım.
KİT'leri tasfiye eder, orada çalışan insanları mağdur etmemek için sosyal sistemler geliştirirdim.
Türkiye'nin gelişen altyapısıyla uyum göstermeyen üstyapı kurumlarını, bir devrim niteliğinde reforma tabi tutar ve çağdaşlaştırırdım.
Bunları yaparken de hangi partinin hangi kanadının ne düşüneceğine ve kulislerde neler döneceğine aldırmazdım.
Çünkü iktidarı kaybetmeyi göze almış bir başbakandan daha kuvvetli bir kişilik olamaz.
Daha sonra televizyon ve basın aracılığıyla halka seslenir ve neler yaptığımı açıklardım.
"Bir ameliyat geçiriyoruz" derdim. "Bazı organları kangren olmuş bir gövdeyi şeker ve aspirinle tedaviye kalkışmıyoruz. Hepimizin canı yanacak. Sıkıntı çekeceğiz ama yakın gelecekte Türkiye bu operasyonun faydalarını görecek.
Bunları size hiçbir politikacı söylemez. Çünkü seçim hesapları içindedirler.
Yedi kez başbakanlıktan sonra ve 69 yaşımda benim böyle bir hesabım yok.
Ben iktidarda kalmayı değil, Türkiye'nin geleceğini düşünüyorum.
Belki o gelecekte benim adımdan da, ülkeye hizmet etmiş bir politikacı olarak sözedilir."
Bu sözleri söyledikten sonra, ilk uygun fırsatta başbakanlığı bırakır ve Güniz Sokağa çekilirdim.
Böylece, önündeki birkaç yılı yarım yamalak kurtaran ve sonra düşürülen bir başbakan değil, bir ulusun büyük liderlerinden biri olurdum.
Adını tarihe yazdırmış bir lider...
