HERKESİN çocukluk döneminde kahramanları olmuştur. "Büyüdüğüm zaman..." cümlesiyle başlayan o efsunlu, bilinmez, serüven dolu gelecek, bu kahramanların örnek alınmasıyla pekişir. Çocuk, o kahramanlar gibi olmak ister.
Kahramanlar da toplumun önlerine koyduğu modeller arasından çıkar.
***
DÜŞÜNÜYORUM, düşünüyorum: Bugünün Türkiye'sinde bir çocuğun kimi örnek alması gerektiğini bulamıyorum.
Çocuk, yazar ya da alimlere mi özenmeli, yoksa sporculara mı, şarkıcılara mı?
Bir çocuk düşleyelim: Hatta dilerseniz bunu kendi çocuğunuz olarak düşünün.
Diyelim ki çocuğunuzun edebiyata eğilimi var. Dünya çapında bir romancı olmak istiyor ve kendisine Yaşar Kemal'i örnek seçiyor.
40'tan fazla dünya diline çevrilmiş, birçok uluslararası ödül almış, dünyanın her köşesinde hayranları olan bir Türk yazarı.
Ama çocuk bir de bakıyor ki Yaşar Kemal bunca başarıdan sonra ve yetmiş yaşını epey geride bırakmışken, düşüncelerini açıkladığı için mahkum oluyor, hapis cezasına çarptırılıyor.
O zaman Yaşar Kemal'i boş geç!
Hangi çocuk, büyüdüğünde hapse girmek, tehdit mektupları almak ve basında hakaretlere uğramak ister?
***
PEKİ Çetin Altan'a ne demeli?
Türkiye'nin en kültürlü insanı olarak, otuz yılı aşkın bir süredir toplum uyaran ve her dediğinin tersi yapıldığı için önceden bildirdiği bir çöküşün çatırtılarını ve orta zekalı ihtiras kumkumalarının çığlıklarını sessiz ve olgun bir kederle izlemek zorunda bırakılan bu yazara özenilir mi hiç?
O da yetmiş yaşından sonra mahkeme kapılarına düşmedi mi?
Hem de "Devlet çete değil, bir hukuk devleti olmalı!" dediği için.
(Ben Çetin Altan'ın yerinden olsam ifademde bu cümlenin tam tersini söylerim. Madem ki cümle suç sayılmış, o zaman tersine çevirerek "Haklısınız. Devlet bir hukuk devleti değil, çete olmalıdır" diyerek aklanırım.)
Demek ki Çetin Altan'ın da özenilecek bir yanı yok!
Hem o da ömrü boyunca, kendisi kadar zeki olmayan meslektaşlarının zehirli oklarıyla uğraşmadı mı?
Hangi çocuk böyle bir yaşam ister?
***
IŞIK Yurtçu gibi mesleğinde hızla tırmanmış bir gazeteci olmak da çözüm değil.
Baksanıza ellerinden gelse, bin yıla mahkum edecekler. Fransa'da kazandığı ödül bile hapishane koşullarında ne güçlüklerle veriliyor.
***
DİYELİM ki Türkiye'nin, romancılarla, sanatçılarla, gazetecilerle arası iyi değil. Çocuğunuzun büyük bir bilim adamı olmasına ne dersiniz?
Bu konuda büyük bir örnek de var: Matematikçi Cahit Arf!
Çocuk ona özense... Ama onun adını nereden duyacak? Dünya bilim çevrelerinin saygıyla andığı bu isme Türkiye'de rastlamak mümkün değil ki.
Hem onun güzel arabası da yok, özel şoförü de!
O zaman geçiniz efendim; Cahit Arf'ı da geçiniz.
***
BUGÜNLERDE çocuğun özeneceği en büyük kahraman Küçük İbo'dur.
Çünkü hangi kanalı çevirse o!
Para kazanan, övülen, göklere çıkarılan o!
Demek ki bu ülkede zengin ve ünlü olmak için eğitime, hünere, beceriye, hatta çok güzel bir sesi olmasına gerek yok!
Çocuğunuzu kursa gönderir biraz Güneydoğu şivesi dersleri aldırırsınız. Ayın çatlatarak konuşur. Arada bir de "Hee, hee!" diye bağırır. İş bitti!
Hem büyüdüğü zaman da durumu garanti!
Ne aydınlar kızar ona, ne gazeteciler!
Sonsuz bir saygı gösterirler.
Bugün abileri ablaları bir yılbaşı programından 50 milyar alıyorsa, ilerde o da alacak demektir.
Yalnız enflasyona göre parayı şimdiden dolar olarak hesap etmeli ki ilerde ziyan edilmesin.
Böylece sen sağ ben selamet, çocuğun istikbali tamam!
Öyle bilim gibi, sanat gibi, yabancı dil öğrenmek gibi tehlikeli maceralara da girmemiş olur.
"Bu ülkede niye insanlar ölüyor? Neden bunca acı çekiyoruz? Devlet niye mafyayla iç içe geçti?" gibi tehlikeli sorular da soramayacağı için, mutlu, huzurlu, el üstünde tutulan bir Türk yurttaşı olarak yaşayıp gider.
Eh bir ana baba da bundan fazla ne isteyebilir?
