ITALYAN sinemasının, 20. yüzyıla hediye ettiği dahi Federico Fellini acılar içinde öldü.
Çektiği fiziksel acılardan söz etmiyorum.
Bir kültür acısıydı bu.
Onca sevdiği, dağına, taşına, toprağına, üzümüne, şarabına, şiirine, şarkısına vurulduğu ülkesinin yok olduğunu görmenin acısını yaşıyordu.
Televizyon ekranlarından yansıyan İtalya, onun sevgili İtalya'sı değil artık.
Pavese'lerin, Calvino'ların ülkesi değildi.
Mussolini faşizmini bile altetmiş olan koca ülke, zevksizliğin, ucuzluğun, kültür düşmanlığının elinde paramparça ediliyordu.
"Televizyonlara kahkaha makineleri konduğu gün komedi bitmiştir!" diyordu büyük usta.
Ekran çılgınlığını eleştiren bir film bile yaptı.
Ama sonunda acı içinde terketti dünyamızı.
***
GEÇEN akşam hemen hemen bütün televizyonların ana haber bültenleri, alt yazıyla tekrar tekrar geçilen önemli bir habere yer verdi.
Bu haber neydi biliyor musunuz?
Beyoğlu'ndaki bir klip çekimi.
Türkiye'nin içinde bulunduğu parlak (!) durumu ve TV mantığını iyi sezen Ankaralı bir kızcağız sesini duyurmak için bütün televizyonların haber müdürlüklerine birer faks çekmiş.
Öğleden sonra Beyoğlu'nda bir klip çekileceğini duyurmuş.
Ama buradaki hassas nokta; klipte çıplak mankenlerin yer alacak oluşu.
Bu faks üzerine kamerasını kapan koşmuş Beyoğlu'na.
Aynı akşam bıktırana kadar alt yazıyla anons edildi bu haber.
Sonra da görme şerefine eriştik: Yağmurla ıslanan İstiklal Caddesi'nin gri görüntüsü. Çevrede ne olup bittiğini seyreden birkaç Beyoğlu lumpeni. Siyah bikini giydirilmiş, soğuktan titreyen üç beş kızcağız oradan oraya koşturuyor.
İşte size haber!
***
BİR zamanlar bu toplumda Nazım Hikmet, Abidin Dino, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Avni Arbaş, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Melih Cevdet Anday, Behçet Necatigil, Orhan Veli, Oktay Rıfat konuşulurdu.
Şimdi bu isimleri anan yok.
Birkaç sayı önce, artıHaber dergisinde, Yaşar Kemal'in son romanı hakkında tek bir yazı bile çıkmadığını belirten bir haber yayınladı.
Şimdi bu yazıyı okuyunca bazıları "O da Beyoğlu'nda klip çekseydi?" der mi acaba?
***
ARTIK yeni kahramanlarımız var.
Kimler olduğunu söylemeye gerek yok. Siz nasıl olsa biliyorsunuz onları.
Günde on saati televizyon karşısında geçiren çocuklarımız bu kahramanların etkisinde yetişiyorlar.
İşin korkunçluğunu, bu çocuklar büyüdüğü zaman göreceğiz.
On - onbeş yıl sonra, bu kahramanlara benzeyen çocuklar her alanda karşımıza çıktığı zaman anlayacağız ne yaptığımızı!
