YALIM Erez'in konuşması fırtınalar yarattı.
Aslında birçok köşe yazarının bıkmadan usanmadan tekrarladığı cümlelerdi bunlar. Aklı eren bütün yurttaşların eleştirilerinin bileşkesiydi.
Hatta bazı cümleler, sanki yazılarımızdan alınmış gibi kelimesi kelimesine aynıydı.
Ama bu kez eleştirilerin, yazarlar tarafından değil de hükümetin bir bakanı tarafından yapılıyor oluşu işin rengini değiştirdi.
Yalım Erez'in yakın durduğu çevreleri bilenler, olayı neredeyse bir "sonun başlangıcı" olarak değerlendirdiler.
***
SİYASETÇİLERİN tümünü birden suçlamak haksızlık olabilir; içlerinde nitelikli ve dürüst dostlarımız var.
Ama yine de siyasetin, sorun çözemez hale gelişi Türkiye'deki ağırlık merkezini kaydırdı.
Siyaset itibar yitiriyor.
Yalnız siyaset değil; yargı, medya gibi kurumlar da kan kaybetmekte.
Halk arasında itibarı yükselen tek kurum var; o da ordu!
Piar Gallup araştırmaları bu durumu, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde anlatıyor.
Şu yüzdelere bakın:
Halkın ancak yüzde 26'sı siyasete güven duyuyor.
Orduya duyulan güven ise yüzde 85.
Gençlerin ancak yüzde 13.5'u siyasete güven duyuyor.
Medyaya duyulan güven de yüzde 13.5.
Orduya ise yüzde 75.
***
TÜRK ordusunun rejim içindeki konumu, Batı demokrasilerinden daha ağırlıklı.
Bu gerçeği gözardı etmeye imkan yok.
Bu da rejimin ağırlık merkezinin kaymasına ve geminin yalpalamasına yol açıyor.
Ama bu aksaklığın giderilmesinin yolu orduya "Lütfen bu kadar itibarlı olma!" demek değildir.
Genelkurmay halka dönüp "Bize bu kadar güvenmeyin!" diyemez.
Eğer halk siyasilerden ümidi kesmiş ve irticaya karşı mücadelede orduyu tek seçenek olarak görmeye başlamışsa, rejim krize girmek üzere demektir.
Bu yüzden yapılacak şey, ülkeyi beşinci sınıf kadrolardan oluşan siyaset esnafının yönetmesine karşı çıkarak, Türkiye'deki dengeleri yerli yerine oturtmak ve orduyu da asli göreviyle başbaşa bırakmak.
Bu sorumluluk, sivillerin sırtındadır.
Sivil derken yalnız siyasetçiyi değil, medyayı da işin içine katıyoruz.
Medyanın bir kesimi, beşinci sınıf adamların peşine takılıp, siyasete giren kaliteli insanları geri püskürtme işlevine bir son vermeli.
Not: Dikkatli okurlarım bu düşünceleri on gün önce de belirttiğimi söyleyecekler. Ama gelin görün ki bazı "köşe muhabirleri", okurlarımız kadar akıllı değil. Kafalarının içi değil de dışı parlak olan bu adamların meseleyi anlaması için birkaç kez anlatılması gerekiyor.
