İYİYİZ hoşuz da her şeyin ı-
cığını cıcığını çıkarma huyun-
dan bir türlü vazgeçmiyoruz.
Elimize ya da dilimize dü-
şen hiçbir kavramın soylu, te-
miz ve dürüst kalmasına im-
kan yok!
Önemli kavramlar, Türki-
ye'de tedavüle çıktığında vıcık
vıcık oluyor.
Hiçbir şeyi tadında bırakma-
yı bilmiyoruz biz.
Sonuna kadar gidip, deje-
nere edene kadar uğraşıyo-
ruz.

***

ÖRNEK mi istiyorsunuz:
Alın; "Türkiye seninle gurur
duyuyor!" sloganını.
Herhangi bir ülkede, ancak ulusal kahraman-
lara söylenebilecek olan bu cümleyi dilimize bir
doladık, bir daha bırakmıyoruz.
Nerede bir mafya babası var; Türkiye onunla
gurur duyuyor.
Nerede bir katil ortaya çıkıyor; Türkiye onunla
da gurur duyuyor.
Toplumda rezil olmuş, insan içine çıkacak yü-
zü kalmamış kişiler omuzlara alınıp gezdiriliyor
ve Türkiye onlarla hep gurur duyuyor.

***

DEMOKRASİ tanımı da böyle.
Türkiye'de demokrasi benim yararıma, senin
ise zararına olan her şey demek.
Demokrasinin katledilmesine bakarak "fasa
fiso" diye alay edenler, başları sıkıştığında de-
mokrasi de demokrasi diye bağırmıyorlar mı?

***

BİR de moda kelimeler var.
Bir kere moda olmaya görsün; herkesin ağzın-
da, kusturana kadar tekrarlanmadan bırakılmı-
yor.
Bir ara "marjinal" kelimesi böyleydi.
Marjinal kelimesini yeni öğrenen ne kadar in-
san varsa yerli yersiz kullanır olmuştu.
Şimdiki moda ise "nostalji".
Arabeskçi, popçu, entel mentel kim varsa bir
"nostalji" lafı tutturmuş gidiyor.
"Bu yaptığınız nostaljik mi?" diyenlere "Ha-
yır analjezik!" dememek için zor tutuyorum
kendimi.

***

ARTIK iyice kararımı verdim.
Biz ölçü bilmeyen, bir şeyi tadında bırakmayı
becereemeyen bir toplumuz.
Hangi kavram, hangi deyim, hangi görüş olur-
sa olsun, bıktırana, kusturana, illallah dedirte-
ne kadar tekrarlamadan, ıcığını cıcığını çıkarma-
dan bırakmıyoruz.