NLAŞILDIĞI kadarıyla Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, demokratik kanalların açık tutulması ve kamuoyunun aydınlanabilmesi için çeşitli köşe yazarları ve televizyon programcılarıyla sohbetler yapıyor.
Bizim program ve yazılarımız üzerine de görüşlerini iletme inceliğini gösterdiler.
Cumhurbaşkanı'nın en çok üzerinde durduğu konu, Cumhuriyet'ten önce, Osmanlı'nın son dönemlerinde başlamış olan kavramların iyi düşünülmesi ve iyi anlaşılması.
Şeyhülislam mevcutken bile Osmanlı aydınlarının, dünya işlerini Kur'an'a göre tanzim etmekten vazgeçtiklerini anlatıyor.
Bu noktada en önemli kavram hukukun düzenlenmesi.
Daha sonra oluşturulan Medeni Kanun, Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun bu amaçla oluşturulduğu görüşünde.
Çünkü din kuralları değişmez!
Oysa bir devletin, değişmeyen kurallara göre yönetilmesi mümkün değil.
Cumhurbaşkanı iki noktanın çok önemli olduğunu düşünüyor: Hukuk düzeni ve yaşam tarzı.
Hukuk düzeni denildiğinde yasalar, yaşam tarzı denildiğinde ise kadınlar öne çıkıyor.
İSLAM = ŞERİAT MI?
Aslında son günlerdeki İslam = şeriat nitelemesinin iyice aydınlanması gerekiyor.
Türkiye bugüne kadar şeriatı, dinin dünya işlerini düzene koyan kurallar bölümü olarak öğrendi.
Şimdi bu kavram değiştirilmek ve inanç = şeriat biçimine sokulmak isteniyor.
Dolayısıyla şer'i hükümlere riayet etmeyen herkes kafir ilan edilecek.
Peki ama hangi şeriat bu?
Suudi Arabistan'da Cuma namazından sonra kellelerin kesildiği şeriat mı?
İran'da, yabancı kadın gazetecilerin bile çadır denilen örtülerin altında kaybolduğu şeriat mı?
Afganistan'da erkeklerin saç, sakal ve bıyık kesmesinin, sigara içmesinin yasaklandığı, kadınların çalışma ve eğitimden koparılıp evlerine kapatıldıkları şeriat mı?
***
BU soruları önyargıyla sormuyorum. Sadece bilmenin hakkımız olduğunu düşünüyorum.
Çünkü dünyada birçok İslam şeriatı modelleri var.
Bugün iktidarda olan Refah Partisi ve ideologları, programları konusunda bizi aydınlatmak durumundalar.
Türkiye'ye hangi şeriat modelini uygun görüyorlar?
Mesela Şevki Yılmaz, bu modellerden hangisini benimsiyor?
Ya da bu şeriat biçimlerini İslam dışı sayıp, yepyeni Türkiye'ye özgü bir İslam şeriatı mı öneriyorlar?
Yasal bir parti olan Refah Partisi'nin bu konularda yurttaşları ve özellikle kadınları aydınlatması gerekir.
***
"ŞERİATA Hayır!" yürüyüşü yapan hanımlara kızıp köpürdüler, olmadık hakaretler ettiler.
"Siz İslam'a karşı yürüyorsunuz!" dediler.
Onlar da diyor ki "Hayır, biz İslam'a karşı yürümüyoruz. İran'daki, Afganistan'daki, Suudi Arabistan'daki baskıcı, totaliter, teokratik sisteme karşı yürüyoruz."
Şimdi cevap verme sırası Refah Partisi'nde.
Ya "Haklısınız! Bu rejimlerin kadına bakışını biz de onaylamıyoruz!" diyecekler ya da "Sizin bu ülkelerdeki uygulamalara karşı çıkmanız İslam dışıdır!" diye düşüncelerinde ısrar edecekler.
Hangisi?
Hiç kaçamak yapmadan, net cevaplarla konunun aydınlatılması gerekmiyor mu?

