DAHA önce de birkaç kez yazdım: Bir ülkenin cumhuriyet rejimiyle yönetiliyor oluşu, o ülke rejiminin sağlamlığını göstermiyor.

Düşünün ki İran da cumhuriyet, Libya da, Suriye de!

Buna karşılık İngiltere, İsveç gibi demokrasinin kökleştiği ve insan haklarına saygı gösterilen ülkeler kraliyet rejimine sahip.

Diktatör cumhuriyetler olabildiği gibi demokratik krallıklar da var!

Bu bakımdan “Cumhuriyet fazilettir!” sözüyle yetinmemeli ve cumhuriyetin niteliklerini konuşmalıyız.

***

Libya Cumhuriyeti laik değildir. Demokratik de değildir. İran da böyle!

Oysa bir cumhuriyetin fazilet haline gelebilmesi için iki vazgeçilmez kural var: Laik ve demokratik olma koşulu.

Cumhuriyet rejiminin dayanacağı iki ana ayak laiklik ve demokrasi olmalı.

Çünkü o ülkede yaşayan bireyleri koruyacak olan güvence ancak bu iki kavramla sağlanabilir.

Laiklik ilkesini benimsememiş olan bir ülkede cumhuriyet, insanları dini inançlar açısından ezer.

Demokratik güvenceleri sağlayamamış bir ülkede ise insan hakları kolayca ayaklar altına alınabilir.

***

Dikkat edilirse Refah Partisi’nin cumhuriyet kavramına bir itirazı yok. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkesi olan laiklik prensibine karşı çıkıyor.

Demokrasi için de aynı şey söz konusu.

Başbakan Erbakan’ın ve diğer Refah Partisi sözcülerinin konuşmalarından, yüzde 21’lik Refah’a oy vermeyen milyonlarca insanın siyasi taleplerinin gözardı edildiği açıkça görülüyor.

Erbakan ülkenin yüzde 79’una, “Refah’ı seveceksiniz ya da tedavi olacaksınız!” diyor.

Sincan Belediye Başkanı da Refahlı olmayan kitleyi yere yatırıp iğne vurmaktan söz ediyor.

İmam hatipler konusunda da aynı görüş geçerli.

Bu okulların orta kısımlarına yönelecek bir tehdit karşısında silaha sarılmaktan söz ediyorlar.

Peki milletin iradesi bu yönde belirirse ne olacak?

Bunun cevabı belli.

Ortaya çıkan iradeyi önemsememek ve isteklerini zorla gerçekleştirmek.

Bu konudaki kararlılığı anlamak için Erbakan’ın ünlü “Kanlı mı, tatlı mı olacak” deyişini hatırlamak yeterli.

***

Bugünlerde, cumhuriyetin laiklik ilkesiyle, demokratiklik ilkesini savunanların ayrı saflarda yer almasından büyük bir yanlış olamaz.

Bu iki ilke birlikte kabul edilmeli ve yaşama geçirilmeli.

Laik cumhuriyetçiler ile demokratik cumhuriyetçiler arasında baş gösterecek bir çelişki, ancak karanlığın işine yarar.