Yarın seçim var. Seçmenler, neredeyse iki turlu havası taşıyan bir seçimde sandık başına gidecek ve oy atacaklar. Bu oylarda ki tercihlere saygı duymak ve sonuçları demokratik bir olgunluk içinde kabul etmek hepimizin görevi. Başka türlüsü düşünülemez zaten. Seçimlerin bir gün öncesinde, seçmeni yönlendirme ya da etkileme amacıyla bir şeyler yazmaya niyetim yok. Çünkü bu tip medya oyunlarının ne kadar iğrenç ve kokuşmuş olduğunu, birkaç ay önce yaşayarak öğrendim. Beni seçtirememeye yemin etmiş dev medya gruplarının elinden canımı zor kurtarmış bulunuyorum.

Ne var ki seçimlere ışık tutacak bir noktayı hatırlatmak istiyorum. Yarın oy kullanacak bütün seçmenlerle şunu bilmeli ki: SOSYAL DEMOKRATLAR 27 MART İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR SEÇİMLERİNİ YÜZDE 35 OYLA KAYBETTİ. (SHP 20.6- DSP 13-CHP 1.5 ) REFAH PARTİSİ İSE YÜZDE 25‘LE KAZANDI. Refah Partisi‘ yle bizim aldığımız oylar arasında yaklaşık yüzde 4 fark oluştu. Herhangi bir sol partiden yüzde 5‘lik bir kayma, sonuçları değiştirecekti. Ne var ki özellikle DSP, götürüp oyları çöpe atmayı tercih etti.

Beni tanıyanlar, bütün bunları kendi adıma yazdığımı bilir.(Laf aramızda özellikle Barcelona konserlerinden sonra kendi sanat ve kültür dünyama dönmüş olmaktan çok ama çok mutluyum.) hiç olmazsa Türk basını ve TV tarihinin en yoğun karalama kampanyasına hedef olmaktan kurtuldum.

Doğrusu, 27 Mart seçimlerinden ders alınacağı ve kişisel sürtüşmelerin bir yana bırakılarak ortak cepheler kurulacağı umudunu taşıyordum. Oysa Deniz Baykal seçim sonuçlarını, kahkahalarını tutamayarak“şahane sonuçlar” diye yorumladı. Refah zaferi ona göre “şahane”ydi, çünkü mesele Refah‘ ın kazanması değil, sol rakiplerinin kazanamamasıydı. Bülent Ecevit‘ in ise “solda birlik” sözlerini duyduğu zaman kuzguni karalığını hiç yitirmemiş(hatta giderek siyahlaşan) saçları dimdik oluyor. Bu durumda ben lider kadrolarının “solda birlik” sağlayacağından umudumu kesmiş bulunuyorum. Bu insanlar, kendi kan davalarından başka bir şeyle uğraşmıyorlar. Aynen “ Allah’ım benim iki gözümü kör et, tek düşmanımın da tek gözü kör olsun!” diyen köylüler gibiler.

Artık tek güvencemiz halktır, seçmendir. Eğer seçmen sandık başında sağduyulu davranırsa sonuçlar değişebilir. Yoksa Refah Partisi, 27 Mart’a ek olarak bir de 10 Temmuz zaferi kazanmış olur. Hem de anasının ak sütü gibi helal ve hak edilmiş bir zafer olarak! Sonra kimse ağlayıp, şunu bunu suçlamasın.