On beş yıl önce günlük gazete yazısı yazmaya başladığımda köşenin adını “Dünya Değişirken” koymuştum. Çünkü dünya gerçekten değişiyordu ve ben bu değişimi kavramaya çalışıyordum. O zamanlar Berlin duvarı yerli yerinde duruyordu. Geçen hafta Berlin’e gittiğimde ise neresi Batı, neresi Doğu anlayamadım. O yıllar, Sovyetler Birliği, Kızıl Ordu, KGB ve Soğuk Savaş yıllarıydı. Sonra Moskova’da Lenin heykellerinin yıkılışına ve Manej Meydanı’nda toplanan milyonlarca kişinin gösterisine tanık oldum. Bu değişimi Başkan Gorbaçov’la konuştum. Zagorsk kilisesinde yapılan ilk büyük ayine katıldım. Orada, bir Katolik olan Graham Green’in gözlerinden yaşlar boşalmasını seyrettim. Daha sonra neler olmadı ki neler! Varşova Paktı ülkeleri Avrupa Birliği’ne girdi, Rusya Amerika ile dost oldu. NATO dengeleri değişti. Ama değişiklik sadece dünyanın siyasal dengelerinde olmadı. Hayatlarımız da değişti. Ne internet bilirdik, ne cep telefonu. Ben Ankara’da beste yaptığım yıllarda birisi çıkıp da bana deseydi ki: “Senin bu bestelerin İngiltere’de bir şirket tarafından internete yüklenecek ve oradan Nokia ile işbirliği yapılarak cep telefonu ezgisi olarak satılacak. “Adamın yüzüne şaşkın şaşkın bakardım herhalde ve dediklerinden hiçbir şey anlamazdım. Ama şimdi UK mobilemelodies.com, NOKIA ile işbirliği halinde Leylim Ley, Karlı Kayın Ormanı, Yiğidim Aslanım, Kan Çiçekleri vs. satıyor. Bir de parçaları dinletiyor. Gel de şaşma! Dünyadaki büyük değişimlerden biri de etnik kimliklerin öne çıkması. Artık herkes kendi müziğini, mutfağını, dilini ve kimliğini arıyor.Kitle kültürü, kitle eğlencesi, kitle üretimi; yerini daha küçük ve farklı kimliklere bırakıyor.Bu da Alvin Toffler’ın kehanet gibi görünen öngörülerinden biriydi.Dünya değişiyor değişmesine ama bu arada değişmeyen şeyler de var.Mesela Homeros’un yazdığı insan değerleri değişmiyor, Sofokles’in oyunlarındaki insan psikolojisi durmadan tekrarlanıyor. Shakespeare hâlâ insanoğlunun kanında. Yunus Emre bugünün yobazlarına ders vermeye devam ediyor. Dekor, mekân, teknik değişti ama insanoğlunun bazı özellikleri hâlâ aynı.insanlar New York’ta, İstanbul’da, Hong Kong’ta antik trajedilerin kahramanlan gibi aşk, kıskançlık, öfke, intikam, dostluk, düşmanlık frekanslarından ses veriyorlar. Demek ki dünya bir yanıyla değişiyor ama bir yanıyla da aynı kalıyor. Mesele değişenle, değişmeyeni ayırt edebilmekte.