Bir gazeteci, Kudüs’e gitmiş; o ünlü ağlama duvarının önünde dua eden bir adam görmüş. Ertesi gün bakmış adam yine orada; daha ertesi… durum aynı. Adam her gün duvarın önünde dua edip duruyor. Merak edip yanına gitmiş, adamla biraz sohbet etmiş. Adam Polonya’dan göçen bir Yahudi olduğunu söylemiş gazeteciye. Her gün gelip barış için, dostluk için, insanlık için dua ediyorum demiş. Gazeteci sormuş: “Ne zamandan beri dua ediyorsunuz?” “Geldiğim günden beri ” demiş adam “Yani kırk yıldır.” “Peki kendini nasıl hissediyorsun?” “Bilmem! ” diye yanıt vermiş adam. “Son zamanlarda sanki duvara konuşuyormuşum gibi bir his var içimde. “Bu hikayeyi yakın bir arkadaşım göndermiş ve “En çok senin ilgini çeker!” diye de bir not eklemiş. Gerçekten çekti. Çünkü barış, dostluk, dayanışma, özgürlük diye durmadan tekrarladığımız onca uzun yılın ardından bende de zaman zaman duvara konuşuyormuş duygusu oluşuyor. “Bunca ezgi, bunca yazı, bunca kitap, bunca gayret neye yaradı?” diye soruyorum kendi kendime. “Hangi adaletsizliğin önüne geçebildik, hangi insani duyguyu yeşertmeyi başarabildik, hangi kuzuyu kurttan koruyabildik? “Elias Canetti bir yazısında diyordu ki: “Ölmeden önce bir farenin, kendisini parçalamak üzere gelen bir kediyle baş ettiğini görebilseydim!” Göremezdi, göremedi de! Eskiden hiç olmazsa kurtların hain, kuzuların masum olarak anıldığı bir dünya vardı. Şimdi kurda hain derseniz birileri sinirleniyor. Kendini kolayca teslim etmediği için kuzuyu suçlayanlar döneminde yaşıyoruz. Ortalık soygundan, kavgadan, iftiradan, küfürden geçilmiyor. Her gün insanı insan yapan değerlerden bir kısmının daha hayatımızdan çıkıp gittiğini görüyoruz. “Merhamet” kelimesini en son ne zaman duyduğunuzu düşünsenize! Herhalde yıllar önceydi. Bunları düşünüp dertleniyorum; sonra birden önüme gençler çıkıyor. Elektronik mesajlarıyla, sorularıyla, görüşleriyle coşkun bir pınar gibi fışkırarak çıkıp geliyorlar bir yerlerden. Bende bir umut, bir sevinç; sormayın gitsin! Hiçbir şey boşa gitmiyor diye düşünüyorum. Bu muazzam saldırı karşısında bile gençlerdeki başkaldırı ruhu sönmüyor. Önümdeki duvarın yıkılıp gittiğini görüyorum. Duvara konuşmuyoruz galiba diyorum kendi kendime. Gençlere teşekkür ediyorum.