Kendimi eski günlerdeki gibi duydum. Bir sıcaklık, bir mutluluk sardı her yanımı. Dört bir köşesinden kitap fışkıran salonlarda sarhoş gibi gezindim. Kitapları karıştıran, imza kuyruklarına giren genç ve pırıl pırıl yüzlere baktım. Uygar insanların yüzleriydi bunlar, Bakışları yumuşak, ifadeleri düzgündü. Çünkü kitap okurlarıydılar.
Buna artık Kitap Fuarı değil, Kitap Bayramı demek gerekir. Türkiye hakkında önyargılı bir yabancıyı getirip bu salonlara koysanız, şaşırıp kalır ve uzun süre hangi ülkede olduğunu anlayamaz. Can Yayınları’nın sekiz yüz kitaplık listesi, Afa Yayınları’nın bilimselden masallara uzanan çeşitliliği kolay rastlanır bir zenginlik değildir. Çünkü böyle yayınevleri editörler tarafından değil Erdal Öz ve Atıl Ant gibi Türkiye’nin kültür yaşamında yer tutan insanlar tarafından yönetiliyor. Bu yüzden iki yayınevi de özel zevkleri ve yaşama belirli bir bakışı yansıtıyor. Ayrıca Telos gibi öncü denemelerini basma yürekliliğini gösteren yayınevleri de var.
Fuara yüzbinlerce insan gidiyor. Çoğu genç. Ve en önemli özellikleri ezici çoğunluğunun kadın olması: Genç kızlar, orta yaşlılar, öğrenciler, evliler dönüp duruyor standların çevresinde. Türkiye’nin tipik görüntüsü, erkek çoğunluğuna dayanan sokaklar, lokantalar, kahvelerdir. Oysa burada durum tersine dönmüş. Kadınlar çoğunlukta. Acaba Türkiye’de kadınlar kafaca daha mı çok gelişiyor? Bir süre sonra, okuyan yazan Türkler’in çoğu kadınlardan mı oluşacak? Eğer böyleyse daha incelmiş ve daha duyarlı dünyalara doğru gelişiyoruz demektir. Bu da beni çok sevindirir.
Bence, Türkiye’deki felaketlerin kaynağında “delikanlı kültürü” yatmakta. Öyle vıcık vıcık bir erkek ilişkisi var ki, bu dünyada kadınlara yer yok. Delikanlı, kadınla konuşmaz, duygularını paylaşmaz, birlikte vakit geçirmez. Belli fonksiyonlar dışında kadın yoktur onun için. Delikanlılar erkek erkeğe yaşarlar. Birbirlerine açılır, birlikte içki içer ve gecenin ilerlemiş saatlerinde bir başka delikanlının omuzuna yaslanıp ağlarlar. Delikanlılık adı verilen fedakarlık, ancak bir erkeğe karşı yapılır. Kadınlara ve çocuklara gösterilen sevgiyle ilgisi yoktur. Bir delikanlı ancak bir başka delikanlıya delikanlılık yapar. Eski Türk filmlerinin çoğu böyle berbat delikanlı hikayeleriyle doludur. Zamanla Türk soluna da bulaşan bu delikanlılık hastalığı Türkiye’nin felaketidir. Bu yüzden Kitap Bayramı’ndaki yüzbinlerce genç kız ve genç kadın içimde yeni umutların filizlenmesine yol açtı. Sağolsunlar…
