Türkiye’nin gittikçe ivmesi artan bir hızla değişmesi ve modern teknolojiyi benimsemesi üstyapı kurumlarını yetersiz ve geçersiz kılmış, bu alanda bir perestroikayı kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu alandaki eksiklik, dünkü yazıda belirttiğim av örneğinde olduğu gibi sonu gelmez davalara, kavgalara ve huzursuzla yol açıyor. Köylü özelliğini hala yitirmemiş olan Türk insanı apartman yaşamına uyum gösterememekte ve yaşadıkları çevreyi elbirliğiyle güzelleştirmesi ve yaşamı birbirleri için daha güzel kılması gereken komşular durmadan kavga etmektedir. Kömür, fueloil, halı silkelenmesi, gürültü, masraf toplanması, kapıcı gibi ortak yaşamın her ögesi Türk apartmanlarını cehenneme çevirmekte. Dünyanın her yerinden ithal edilen ve yerli fabrikaların ürettiği otomobiller yollarımızı doldurdu. Büyük kentlerin caddelerinde artık yaya sayısından çok otomobil var. Ama trafik kurallarının işlememesi, etkili yol düzenlemelerin yapılmayışı ve sürücü, yaya, tamirci, fabrikanın bakım sorumluluğu gibi konularda yaşanan kargaşa, hepimizi içinden çıkılmaz bir trafik cehennemine tutsak kılıyor. Bilgisayarların öğrenci evlerine kadar girdiği bir dönemde gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı için, kopya edilmiş programlar satılıyor. Resmi satışı olmayan programların kopyaları ya bozuk, ya da bulunamıyor. Kısacası bu bilgisayar çağı da çağında, bir düzenleme eksikliği yüzünden Türkiye servetler ödediği bilgisayar teknolojisinden gereğince yararlanamıyor. Ya imar? O daha da içler acısı. Yoğun nüfus hareketleri yüzünden coğrafi değişiklikler oluyor. İmar yasaları yetersiz. İmar planlarında sıkışıklıklar yaşanıyor. Yapılaşmaya yetişemeyen mevzuat açılıyor ve gelsin iptal davaları, kavgalar, gürültüler ve rüşvetler… Üst yapıdaki eksiklikler veya yavaşlıklar traji komik durumlara neden olmakta. Korsan kasetler gibi… İzninizle kendimle ilgili bir örnek vereceğim: Korsan kasetçilerin alışkanlığı, bir uzun çaları almak ve üstündeki sanatçı resmini, kaset kapağına basmaktır. Ben ilk plaklarda kendi resmimi kullanmayıp, illüstrasyonlara yer verdiğim için resim bulamadılar ve her kasetin üstüne değişik birinin resmini başlar. Benim adımı taşıyan kasetlerden birinin üstünde, boğaz sırtlarında ağaca yaslanmış bir delikanlı görülüyor, ötekinde altın dişli bir Anadolu aşığı gülümsüyordu. Hatta bir bıyık yarışması şampiyonunu bile Livaneli diye sundular halka. O yıllarda Ülker’le iş edinmiştik. Her semte gidip, arabalı kasetçilerden benim korsan kasetlerimi alıyorduk. Şimdi 50’den fazla Livaneli kaseti var bizde. Kaset kargaşasının bir anısı olarak saklıyoruz. İlk akla gelen soru, niye bunları toplatmadım ve dava açmadım değil mi? Denedim ve yıllarca uğraştıktan sonra vazgeçtim. Çünkü hukukçular bu korsan kaset elimi ile ilgili bir madde bulamadılar yasada. Dört Yargıtay üyesinin uzun bir araştırmadan sonra bulabildiğim madde, Ticaret Kanunu‘ndaki haksız rekabet bölümüydü. Telif hakkı denen çağdaş ölçü benimsenmediği için hakkınızı arayamıyordunuz.

Bence Demirel Hükümeti’nin en önemli misyonu, Türkiye’yi kargaşadan kurtarmak ve üstyapı devrimlerini gerçekleştirerek, modern ilişkiler ağını yaratmak. Düzenli ve modern bir toplum yaşamı ancak çağdaş bir yasayla bütünleşmiş, kültür ve sanatla incelmiş bir örgütlenme de mümkün olabilir.