Biliyorsunuz Avrupa Konseyi’nin parlamentosu Strasbourg’ta. Bu şehir, Fransa’nın diğer bölgelerine pek benzemez. Sakin, eve kapalı bir Alman kültürünü yansıtır daha çok. Zaten şehirdeki bir köprüyü geçtiğinizde kendinizi Almanya’nın Kehl şehrinde bulursunuz. Strasbourg’taki büyük bir binada Avrupa Konseyi çalışır. Yılda dört kez, birer hafta süren parlamento toplantıları da burada yapılır. 46 ülkeden gelen milletvekilleri bir hafta boyunca toplanır, raporları ve önerileri görüşürler. Geçen toplantının bizim açımızdan en önemli yanı Türkiye hakkındaki denetim raporuydu. Bildiğiniz gibi Avrupa Konseyi’nin denetim sürecindeyiz. Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirip getirmediğimiz burada karara bağlanacak. TBMM’den Avrupa Konseyi’ne seçilen 12 milletvekili uzun bir süredir ellerinden geleni yapıp Türkiye’yi bu denetimden kurtarmaya çalışıyorlar. Raporu yazanları Türkiye lehinde etkilemeye çalışıyorlar. Geçen toplantıda denetimden çıkmamız bekleniyordu ama bildiğiniz bazı engeller yüzünden raporun reddedilme tehlikesi belirmişti. Bunu öğrenince arkadaşlarımızla birlikte, önce konseyin en büyük grubu olan Sosyalist Grup’ta faaliyet yürüttük. Denetçilerle konuştuk. Türkiye’de büyük değişiklikler beklendiğini, bu yüzden raporun görüşülmesini gelecek toplantıya bırakmalarını rica ettik. Raportörler de bu görüşü benimsedi, Sosyalist Grup Başkanı İngiliz Terry Davis asamble toplantısında bu isteği destekleyen bir konuşma yaptı. Ve karar ertelendi. Şimdi tekrar Avrupa Konseyi’ne gidiliyor. Hemen hemen eminim ki bu kez denetimden çıkacağız ve bu konuda emek veren milletvekilleri Strasbourg’ta bunu kutlayacaklar. Çünkü bu karar, Aralık ayında alacağımız müzakere takviminin zeminini oluşturacak. Durum böyle diye kanat takmamız gerekmiyor elbette. Hepimiz biliyoruz ki tarih almak, AB üyesi olmak anlamına gelmiyor, zaten AB’nin de şekli şemaili iyice değiştiği için her zaman kenarda köşede kalacağız ama ne yapalım ki başka çare yok.
