Son günlerde herkesin dilinde Deniz Baykal… CHP lideri tecrübesi, enerjisi ve ülke sorunlarına sahip çıkma kararlılığıyla Türkiye’yi etkiliyor. Gündelik konuşmalardan basına yansıyan bir kanıyla, Deniz Baykal’ın Başbakan olduğu bir Türkiye düşünülüyor. Bence bütün bunlar doğru, hatta geç kalmış değerlendirmeler. Eğer Deniz Baykal Türkiye yerine, daha akılcı ve dedikodulardan arınmış bir toplumun politikacısı olsaydı, şimdiye kadar çoktan layık olduğu yeri bulurdu. Ama Türkiye gibi, yetenekli ve sivrilen kişileri yeme, yok etme ve dedikoduyla çürütme geleneğinin egemen olduğu toplumlarda sap samana hemen karıştırılıveriyor.

Önce şunu belirtmek gerekiyor ki, bu siyaset bilimi hocası, otuz yıldır politikada olmasına ve iki kez bakanlık yapmasına rağmen, henüz elli beş yaşında. Yani hem devlet tecrübesi var hem de genç ve dinamik. Dil bilen ve dünyayı izleyen bir lider. Sosyal demokrat çizgideki politikası bugüne kadar yalpalamamış, başarı uğruna ideoloji değiştirmemiş. Hiçbir yolsuzluğa adı karışmamış, lekesiz ve dürüst bir insan.

Deniz Baykal’a yöneltilen eleştirilerin başında “hizipçi” suçlaması geliyor. Ama bakıyorsunuz, hizipçi denilen Deniz Baykal bugün, kendisine en çok karşı çıkmış olan Ali Topuz, Ertuğrul Günay gibi kişilerle aynı safta çalışıyor. Bu nasıl hizipçilik? İkinci eleştiri Baykal’ın “öfkeli olması” noktasında yoğunlaşıyor. Kişisel ilişkilerinde son derece yumuşak ve sevecen olan Baykal’ın, ülkenin ağırlaşan sorunlarını yüreğinde duymasından kaynaklanan bir durum bu. Acaba kusur mu, meziyet mi? Üçüncü bir kusur olarak da Ecevit kabinesinde bakanlık yaparken, devletçi ve üçüncü dünyacı bir tutum takındığı söyleniyor. İyi ama yetmişli yıllarda kim böyle değildi ki? Bunu söyleyenler o dönemdeki görüşlerini bir hatırlasınlar.

Yukarıdaki eleştirilerin hiçbirini gerçekçi bulmadığımı belirteyim. Eğer herkes gibi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da bazı zayıf noktaları olduğunu düşünürsek, belki de zaman zaman gereğinden fazla temkinli davranmasını ve politik açıdan fazla risk almayı sevmediğini dile getirebiliriz. Ama bütün bunlar, bilim ve politika alanlarında iyi yetişmiş bu tecrübeli ve dinamik liderin pırıltısını engellemez. Deniz Baykal Türkiye için bir şanstır. Kendimizi zaman zaman umutsuzluğa kaptırdığımız şu alacakaranlık günlerde, bu şansı iyi kullanmalıyız. Kişisel çekişmeler ve maksatlı dedikodular yüzünden bu şansı yitirme lüksüne sahip olmadığımızı düşünüyorum.