Günlerdir kendi dertlerimize daldık. Bizim dışımızda acı yok, sorun yok yanılgısına ha düştük, ha düşeceğiz. Oysa insanoğlunun yaşadığı her yerde sevinçler ve coşkularla birlikte acı var, yakınma var, çığlık var. İnsanoğlu zaten bir kelebek ömrü kadar kısa bir zaman diliminde yaşıyor. Bunun da bir bölümü çocukluk, bir bölümü yaşlılık. Hastalıklardan ve sıkıntılardan uzak geçen günler ise sayılı zevk dönemleri olarak hatırlanıyor: Bir yaz günü arkadaşlarla çekilmiş bir fotoğrafın sararmış görüntüsü, deniz kıyısında yüzlerinden mutluluk esintileri geçen bir çiftin siyah beyaz hayali, evlenmeler, yeni doğmuş bebeklerin çırılçıplak fotoğrafları… Fotoğrafın arkasında sabit kalemle yazılmış bir tarih ve “Ellerinizden öpmeye geldim” cümlesi. İşte olup olacağı bu. Gene de insanlar birbirlerine bu sayılı günlerin mutluluğunu bile çok görüyor ve durmadan boğazlaşıyorlar. Güneydoğu’da kan akıyor, Bosna’da kudurgan milisler komşu kızlarının ırzına geçiyor, Gürcistan, Azerbaycan derken bütün dünya bir kan tutmasında. Düşünüyorum, taşınıyorum ve işin içinden çıkamıyorum bir türlü: İnsanoğlu neden birbirine karşı bu kadar zalim? Yoksa insanlık delirdi mi? Durmadan insan öldürülüyor. Oysa biraz bekleseler, herkes ölecek zaten. İşte insanoğlunun bu sayılı mutluluk anlarını, geniş bir gülümsemeyle beyaz perdeye geçiren bir büyük usta bugünlerde ölüm döşeğinde. İtalyan sinemasının dünyaya hediye ettiği bu dahi, komada can çekişiyor. Belki de birkaç gün sonra, büyük Fellini yaşamıyor olacak. Şu anda zaten beyni durduğu için aramızda değil. Rimini kasabasının düşlerinden bir imparatorluk kuran Federico adlı çocuk, yaşamını böyle noktalıyor. Arkasında “ Sonsuz Sokaklar”, “Amarcord”, “ Roma” ve hep gidecek olan bir gemiyi bırakarak.

Ölür ayak İtalyan basını büyük ustalarına en değerli armağanı verdi. Federico Fellini’nin ölüm döşeğinde çekilen ve ANSA ajansının dağıttığı fotoğrafı, büyük ustaya saygısızlık sayarak hiçbir gazete basmadı. Fellini’nin ölümünden ticari olarak yararlanmak isteyen hastane ve ajans, İtalyan basınınca protesto ediliyor. İşte bu tam Fellini’ye yakışan bir şey.

Fellini’yi yakından tanımadım. Sadece Yaşar Kemal’le birlikte Fransızlar’ın en büyük nişanını alırken Elysee Sarayı’nda tanışmıştım. Ama gene de, ustanın ölümüne içim yanıyor.