Chesna tipi özel bir uçakla Dalaman'dan Antalya'ya uçuyoruz. Güney kıyılarını havadan görmek bambaşka bir duygu. Yeşilin, açıklı koyulu tonlarından denizdeki mavi dalgalanmalara uzanan tepeler, güneşte büyülü bir ayna gibi pırıldayan koylar ve sonsuz bir huzur...

Türkiye'nin ne kadar güzel, ne kadar eşsiz bir ülke olduğunu kavramak için bir de havadan bakmak gerekiyor.

Pilotumuz Kadri Özün, uçuşla ilgili bilgiler vermekte.

Beş kişilik uçakta orkestra üyelerimizin bazılarıyla birlikte Antalya konserine gidiyoruz. Marmaris konseriyle, Antalya konseri arasında da hiç gün olmadığı için uçak formülüne başvurmuş organizatörler.

Bilmeyen, sahneye çıkan müzisyenlerin kolay bir iş yaptığını sanıyor ama turnenin bir de lojistik planlaması var: Ulaşım, konaklama, yemek, kamyonlarla nakledilen dev ses sistemleri vs.

***

Muğla savcısı olan babamın bizi sık sık götürdüğü Marmaris'teki çocukluk günlerimi hatırlıyorum. 6-7 yaşlarındayken yüzmeyi öğrendiğim Marmaris Denizi, adliye başkatibinin oğluyla geçen Tom Sawyer tadındaki günler, öğlenleri teneke bir kutuda hazırladığımız midyeler ya da çiroz-ekmek tadı...

O günlerin üzerinden tam kırk yıl geçmiş; dile kolay...

Bugünkü Marmaris'in, o küçük ve şirin kasabayla ilgisi yok. Ama gene güzel. Kendimizi anlamsız nostaljik esintilere kaptırmazsak Marmaris'in başıboş gelişme dönemini geride bıraktığını ve turistik altyapısını tamamladığını görüyoruz.

Düzenli çarşılar, eski bölüme damgasını vuran tipik Akdeniz lokantaları ve barları, kaledeki zevkli restorasyonlar Marmaris'e bambaşka bir görünüm vermiş.

En önemli gelişme ise yat limanı... İnanın Avrupa'daki en modern marinalarını aratmayacak bir yer burası. Yatlar her türlü konforu bulabiliyor, temiz, düzenli ve modern.

Yat limanındaki lokantalar ve barlar da İspanya ya da Fransa kıyılarını aratmıyor.

Peki hiç mi olumsuzluk yok diyeceksiniz. Var.

Her zaman olduğu gibi bize özgü engellemeler ve anlamsız uygulamalar başlamış.

Bir iki örnek verelim.

Bu kadar güzel bir kıyı kentinde saat 12'den sonra müzik yapmak yasak. Her yer derin bir sessizliğe gömülüyor. Turistler anlam veremedikleri bir şekilde, bir dansın ortasında kalakalıyorlar. Bu, Kenan Evren'in Marmaris'e yerleşmiş olmasının sonuçlarından biri. Hatırlarsanız Bodrum'da da aynı uygulamayı başlatmıştı.

Ayrıca Marina'daki en güzel barlardan biri olan Ivy Bar'ın sahiplerinden Ali her gece saz çalıyor ve turistlere türkülerimizi söylüyor. Buna da takmışlar. Neden o da herkes gibi gitar çalmıyormuş.

Böylece, turistlere öz kültürünü tanıttı diye suçlanan ilk kişi oluyor Ali Bey.

Size son bir görüntü: Kalaşnikofların namluları altında, yaşlı bir adam yüzüyor Marmaris'te.

Kendi halkından korkan bir adam bu.

Ve Marmaris'e yakışmıyor.