YOLU dışarıya düşmüş olanlar bilir: Paris-
li taksi şoförü, eğer yabancı olduğunuzu
anlarsa sizi kazıklar: Gündüz yerine gece
tarifesi açar, çevre yollarına çıkıp yolu kilometre-
lerce uzatır ve hak ettiği paranın en az iki mislini
alır sizden.
Bu iş Roma'da da böyledir. Dikkatli olmazsa-
nız yandınız.
İspanya'da, Yunanistan'da, Portekiz'de de
göze almalısınız bu riski.
Ama Almanya'da taksi şoförleri dürüst çalışır.
İngiltere'de de öyledir.
İskandinav ülkelerinde sizi kazıklamak kimse-
nin aklına gelmez. Hollanda'da olduğu gibi, tari-
fe neyse onu alırlar. (Tek tük aksi örneklere rast-
lansa bile genellikle durum böyledir.)
O zaman yukarıda saydığım ve hepsi Hıristi-
yan olan bu ülkelerde ortak bir ahlâk temeli yok
demek ki.
Bu durum ahlâkın, hep iddia edildiği gibi din
kökenli olmadığını mı gösteriyor?
Bence öyle değil.
Tam tersine, din kökenli ahlâkın ne kadar
önemli olduğunu vurguluyor.
***
Örnek verdiğimiz ülkelerden Fransa, İspan-
ya, İtalya, Portekiz, Katolik mezhebine
mensup.
İkinci kategoride yer alan İsveç, Norveç, Da-
nimarka, Finlandiya, Almanya, Hollanda ve
İngiltere ise Protestan.
Yunanistan Ortodoks.
Bu ilginç sınıflama ister istemez dikkatinizi çe-
kiyor ve bu kadar büyük rastlantı olamayacağını
düşünerek Katolik ve Ortodoks ülkelerdeki ahlâk
yapısının, insanları modern ticaret ortamında ko-
ruyacak bir etik mekanizma yaratamadığını, oysa
Protestan ülkelerde bu korunmanın sağlandığını
görüyorsunuz.
Yoksa turisti kazıklamaya çalışan esnafın sade-
ce Katolik ve Ortodoks ülkelerde bulunmasını, dü-
rüst davrananların ise sadece Protestan ülkelerin-
de yaşamasını sistematik olarak açıklayamazsınız.
Çünkü bu ülkelerin gelir durumları, Avrupa
Birliği üyesi oluşları, saniyeleşmeleri, enflasyon
oranları ve sosyal kurumları, üç aşağı beş yukarı
aynı düzeydedir.
Fransa Almanya'dan daha yoksul bir ülke değil.
Ya da Finlandiya İtalya'dan daha büyük ve
zengin bir ülke olmadı hiç.
O zaman bu fark nereden doğuyor?
Protestan ahlâkından.
Bilindiği gibi Protestanlık sanayi devrimine ve
kapitalizme en uygun mezhep. Kalvinizm modern
ticaretin moral kurallarını koyuyor.
Marx'ın belirttiği gibi "emeğini satan özgür-
leşmiş işçi" Protestanlık sayesinde ortaya çıkıyor.
Amerikan sisteminin kuruluşu da varlığını Pro-
testan ahlâkına borçludur.
***
Kısaca değindiğim bu örnekler, modern ahlâk
yapısındaki din kökenini sanırım itiraza mey-
dan bırakmayacak biçimde vurguluyor.
İsterseniz İslam dinini bir de bu açıdan ele ala-
lım ve nasıl bir ahlâk yapısı yarattığını düşünelim.
İslam ülkelerindeki esnafa güveniyor musu-
nuz?
Sizi bir Mısırlı, Iraklı, Suriyeli, Yemenli,
Türk şoförün gezdirmesini mi tercih edersiniz
yoksa bir İsveçli, bir Alman, bir İngiliz şoförün
mü?
Basit bir soru gibi görünüyor ama, birçok şe-
yin cevabı bu soruya vereceğiniz yanıtta gizli.
Geleneksel ahlâkımız bizi koruyor mu, koru-
muyor mu?
Ya da daha önce koruyordu da şimdi mi koru-
muyor?
