Yeni yılınız ışıklı olsun
lıyor: Nasıl bir bebek karnı tok, altı kuru, sırtı pek, yatağı sıcak ve sancısı yokken gülüyorsa, yetişkinler de aynen öyle.
Herşeyden önce beslenmesini, barınmasını ve ısınmasını sağlama almak zorunda.
Eğer koşullar tamam değilse, insanların yüzü gülmüyor.
Başlıyor huzursuzluklar. Hava da bu koşullardan biri.
Günlerden beri yağmur yağması ve güneşin yüzünü göstermemesi birçok kişiyi canından bezdirdi.
Sabahları yataktan yorgun kalkıyorsunuz; sanki kalkmanın ve dışarı çıkmanın hiçbir anlamı yokmuş gibi geliyor size.
Dışarıda camlara yaslanmış gri ve kapanık bir hava.
Bir isteksizlik kaplıyor içinizi; herşeye karamsar bakıyorsunuz.
Bu yüzden ben kimseye bugünlerde "yeni yılınız kutlu olsun!" demiyorum.
"Yeni yılınız ışıklı olsun!" dileğini yineliyorum durmadan.
Dilerim sizin de yeni yılınız ışıklı olsun.
Hem sadece hava bakımından değil.
Dilerim Türkiye'de daha az kavga, daha çok barış yaşanır.
Çünkü gelecek yılbaşını hangi-mizin göreceğini hiç kimse bilemez.
Hiçbirimizin elinde yaşam garantisi de yok.
O zaman niye durmadan birbi-rini yıpratıp duruyor insanlar.
Dünya yüzündeki kısa konuklu-ğu niye birbirleri için cehenneme çevirmeye çalışıyorlar?
si. bir ölçek mesele-
İnsanoğlu gerçek boyutunu bil-diğinde, hırsları da giderek azalıyor.
Bilim adamları dünyada iki canlı formunun yaşadığını söylü-yorlar: Bakterilerle mantarlar ve bitkilerle hayvanlar.
Bildiğiniz gibi biz ikinci gruba giriyoruz: Dünyadaki canlı türünün memeli grubuna dahiliz.
Ama Discovery Channel'da ya-yınlanan bir belgesele göre bilima-damları 4 milyar yıl önce dünyayı kaplayan zehirli gazlar ve fokur fo-kur kaynayan sular içinde başka bir yaşam formuna ait hücreler oldu-ğunu bulmuşlar.
Düşünün 4 milyar yıl önce.
Herhalde 200 milyon yıl önce yaşayan insan da geçici hırslar ve kavgalarla tüketiyordu ömrünü.
Birbirini yemeye çalışıyordu.
Evrenin bildiğimiz bölümünde başka canlı olmaması tama-men dünya yuvarlağının iklim ko-şullarıyla ilgili.
Eskiden dünyada da yaşam yoktu.
Küre zamanla canlıların yaşaya-bileceği eksi 40 artı 40 derece orta-lamasına geldi.
Kendimizi kışın ısıtıp yazın serin-leterek bu duruma uyum göster-meye çalışıyoruz.
Güneş yüzünü göstermeyince de hayata küsüyoruz.
Eğer küremiz birazcık daha ısı-nır ya da soğursa yaşam olanağı-mız kalmaz.
Bunun için boş verin kavgayı.
Yaşadığımız sürece dünyayı birbiri-miz için daha yaşanılır bir yer kıl-maya çalışalım.
Yeni yılınız ışıklı olsun.
