ODA komşum Umur Talu Washington'dan döndü.
İzlenimlerini dinlerken, önem vererek anlattığı "Newseum" dikkatimi çekti. (Newseum, haber ve müze kelimelerini birleştirerek elde edilmiş bir isim.) Washington'da bir basın özgürlüğü müzesi kurulmuş ve onu çevreleyen parka basınla ilgili çeşitli interaktif aygıtlar yerleştirilmişti.
Çocuklar bu müzeyi geziyor; meslek uğruna yaşamını yitiren gazetecilerin heykel ve resimlerini görüyor, bir yandan da bilgisayar ekranlarında basın ahlakıyla ilgili soruları yanıtlıyordu.
Ekran başına geçenlere bir basın olayı sunuluyor ve kendilerini sorumlu gazeteci yerine koyarak, basın ahlakı açısından olayı değerlendirmeleri isteniyor, üç seçenek veriliyordu.
Tuşlara basarak verilen cevaplar, anında hesaplanarak halkın eğilimleri saptanıyor; daha sonra bu gerçek olayı yorumlayan gazetecinin tavrı ekrana geliyordu.
Böylece küçücük çocukların kafalarına basın ahlakı kavramı yerleştiriliyordu.
***
BEN de bu buz gibi pazar sabahı, New York'taki Modern Sanat Müzesi'nin önünde, Matisse sergisine girebilmek için kuyruklara girip, saatlerce bekleyen çocuklar görmüştüm.
Geçenlerde Barcelona'da gezdiğim Miro müzesi ilkokul öğrencileriyle doluydu.
Paris'teki Rodin müzesi gibi.
***
BUNLAR beni başka bir anıya götürdü. Vefatından kısa bir süre önce Turgut Özal, Amerika'da bilgisayarla oynayan çocuklar gördüğünü ve böyle yetişen kuşakların farklı bir uygarlık düzeyine geçeceğini kavrayarak, Türkiye'de de bilgisayar devrimi yaptığını anlatıyordu.
Söylediği gibi bilgisayarlar Türkiye'nin her köşesine girdi, yaşamımıza damgasını vurdu.
Ama bilgisayar uygarlığını yaratan beyinlerin Matisse, Miro, Rodin, Faulkner, Kafka, Joyce zenginliğini ve ahlaki boyutunu göremedik.
Dünyayı sadece teknik ve ekonomik açıdan algılayıp, onu yaratan düşünce, kültür ve sanat zenginliğini görmemek, meslek ahlakını dışlamak bir uygarlık değil, olsa olsa bir barbarlık biçimidir.
***
BİLİM adamları dinozorların dünya yüzünden silinişini, gövdelerinin aşırı derecede büyümesine bağlıyorlar.
Dinozorların gövdeleri büyümüş ama beyinleri aynı kalmış.
Dolayısıyla bu küçücük beyin, o çapta bir gövdeyi taşımaya yetmemiş.
Bilmem anlatabiliyor muyum?
