Temel, baharın ilk günleriyle birlikte keyiflenmiş ve bir kaç kutu birayla, oltasını kaptığı gibi deniz kenarına balık tutmaya gitmiş.
Bir yandan balığı bekliyor, bir yandan da içtiği biraların boş kutularını denize atıyormuş.
Bu manzarayı gören çevreci bir vatandaşın kan beynine sıçramış.
Temel'i yakasından tutup kaldırmış ve girişmiş.
Hem vuruyor, hem de "Doğanın dengesini bozmaya utanmıyor musun alçak herif!" diye söyleniyormuş.
Epeyce vurduktan sonra sakinleşmiş ve çekip gitmiş.
Temel perişan durumda yere yığılıp kalmış.
Neden sonra bir arkadaşının yolu düşmüş oralara. Temel'i kaldırmış, yüzünü gözünü silmiş ve ne olduğunu sormuş.
"Ne bileyim!" demiş Temel. "Adamın biri geldi, (Sen Doğan'ın yengesini bozdun) diye vurmaya başladı. Halbuki ben ne Doğan'ı tanırım ne de yengesini."
***
Benim çok yakın bir arkadaşım var: Doktor Eser Alptekin.
Bitmek tükenmek bilmeyen bir fıkra hazinesine sahip olan bu dost, arada bir telefon açar ve Yaşar Kemal'le bana fıkralar anlatır.
Geçen gün telefonda Doğan'ın yengesini anlatınca gülmekten kimsede can kalmadı.
***
Doktorun son fıkralarından birini daha anlatayım:
Bir adam ölmüş ve günahlarının cemesi kesinleşmiş.
Ama iki seçenek sunmuşlar adamcağıza.
"Bir batılıların cehennemi var demişler, bir de Türkler'in cehennemi. Hangisine gitmek istersin?"
Adamcağız, hangi cehennemin daha rahat olduğunu anlamak için koşulları öğrenmeye çalışmış.
"Batılıların cehenneminde her gün bir kaşık gübre yenir." demişler. "Türkler'in cehenneminde ise her gün bir kova gübre yenir."
Adam; "Madem ki kaderde pislik yemek var, hiç olmazsa bir kova yerine bir kaşık yiyeyim" diyerek batılıların cehennemini seçmiş.
Gel zaman git zaman, bir ziyaret için yolu Türkler'in cehennemine düşmüş.
Bir de bakmış ki herkes gülüp eğleniyor. Ne ağlayan var, ne inleyen ne de pislik yiyen.
"Yahu!" demiş "Hani burada her gün bir kova gübre yeniyordu. Bu hal ne?"
Gülüp eğlenen grup; "Burası" demiş "Türk cehennemi. Bir gün kova bulunsa gübre bulunmuyor. Öteki gün gübre bulunsa kova bulunmuyor. Bir türlü ikisi bir araya gelemediği için de böyle keyif içinde yaşayıp gidiyoruz işte."
***
Aslında Türk halkının keyfi şu günlerde pek fena değil.
Çoğunluk ne doğanın dengesine üzülüyor, ne kentlerin kirlenmesine, ne de ortalığı kaplayan bu zevksizliğe.
Ama bir gün kovalarla gübreler bir araya gelirse, seyredin gümbürtüyü!
