Biliyorsunuz; dünyanın en önemli yapımlarında dolby-stereo ses sistemleri kullanılıyor.
Her müzik kaseti ve compact disc üzerinde gördüğümüz bu ibareye, batı filmlerinde de rastlıyoruz.
Stereo efekti, sesi en az iki ayrı kaynağa bölerek veriyor ve böylece müziğin hacmini artırıyor.
Dolby ise bir filtre sisteminin adı.
Bugün herhangi bir filmde dolby-stereo yazısını görmek, neredeyse o filmin teknik kalitesinin ölçüsü gibi.
***
Stereo sözcüğünün anlamı ve nereden kaynaklandığı belli.
Peki, Dolby kelimesi nereden geliyor hiç düşündünüz mü?
Hemen söyleyeyim: Dolby bir adamın ismi.
İngiltere'de ses mühendisliği yapan Bay Dolby, bir filtre sistemi geliştirmiş ve buna kendi adını vermiş.
Bu yüzden kendi adının ve buluşunun kullanıldığı her üründen telif hakkı alıyor.
Diyelim ki bir film yaptınız ve bu filmi Dolby sistemiyle sunmak istiyorsunuz.
Hemen Bay Dolby'ye binlerce pound ödemeniz gerekiyor.
Gelişmiş ülkelerin film endüstrilerinde neredeyse Dolby-stereo olmayan film çekilmediğine göre siz Bay Dolby'nin kazancını düşünün.
***
Dünyanın ileri toplumlarındaki telif hakkı anlayışının önemini gösteren iyi bir örnek Bay Dolby.
Hem emeğinin ve zekasının karşılığını alıyor, hem de kendisinden sonra gelen kuşaklara güzel bir örnek oluşturuyor.
Bay Dolby'nin servetini gören ve şöhretiyle gözü kamaşan her İngiliz genci, bir gün kendisinin de bir buluş yapacağı ve milyarder olacağı düşünü kurabilir.
Bir şey icat etmenin önemini kavrayabilir.
Okuldaki deneylerden, okuduğu kitaplara kadar düş gücünü geliştiren her tecrübeye saygı duyar.
Çünkü o toplumlarda akıl para etmektedir. Yetenek ve kültür para kazandırmaktadır.
Genç bir insan, zengin olmak için illa hayali ihracatçı, arazi spekülatörü, futbolcu ya da arabesk şarkıcı olması gerekmediğini bilir.
İyi bir romancı olursa kendisine güzel bir yaşam sağlayabilecek ve toplumda saygı görecektir.
Yeteneğini kanıtlamış bir bilim adamı olduğu zaman, dünyanın bütün zenginlikleri açılacaktır önüne.
Böylece bilim, sanat ve kültür genç kuşakların özendiği kavramlar olarak toplum yaşamındaki gerçek yerlerini alırlar.
Bazı toplumlarda da çocuklar kitap toplatılan evlerde büyürler. Babaları "Aman oğlum etliye sütlüye karışma. Kitap falan okuma" diye uyarır onları. Her yeni düşünceleri çıkarma" diye horlanır ve hapse giren yoksul aydınların yanı sıra para içinde yüzen kaçakçıları seyrederler.
İşte böyle toplumlara ne kadar Dolby-stereo takarsanız takın hep falsolu mono sesler çıkar.
