NICOLE ve Hugh Pope'un da belirttiği gibi Türkiye bir yandan ekonomik büyümesini sürdürürken bir yandan da "siyasi cüce" olma durumunu koruyor.

Artık dostun düşmanın bildiği gerçek; Türk siyasi elitinin yetersizliği.

Bonn'daki yemek sırasında Alman Dışişleri Bakanı Claus Kinkel, "son derece gelişmiş, çok yetenekli ve bilgili Türkler tanıdığımı ama siyasi kadroların bu insanları aralarına almadığını" söylemiş ve bunun nedenini sormuştu.

TERSİNE eleyen elek diyebileceğimiz negatif seleksiyonun ağır sonuçlarını yaşıyoruz.

Bu elek yıllardan beri ters eliyor ve toplumun en değerli beyinlerini bin bir hakaretle aşağılayıp ortalama kurnazları baş tacı ediyor. Çünkü Türk örf ve adetlerinde en belirgin öğe, biraz öne çıkanı, herhangi bir yeteneğiyle sivrileni yok etmek ve ona karşı ortak cepheler kurmak.

Orta zekalıların omuz omuza verdiği ve kendi aralarındaki çelişkileri unutarak ortak cephe oluşturduğu tek bileşke, yetenekli ve sıradışı birine duyulan yoğun nefrettir.

TERS elek sadece politikada geçerli değil elbette: Sanatta, basında, sporda alabildiğine yaygın.

Ne var ki en ağır sonuçlar politikada kendini gösteriyor ve koskoca ülke siyasi cücelerin elinde helak olup gidiyor.

REFAHYOL hükümetinin son günlerini yaşıyoruz. Ve günlerden beri herkes bu konuya kilitlendi.

Sanki hükümet düşer düşmez Türkiye rahatlayacakmış gibi bir hava kapladı ortalığı.

Bir anlamda doğru bir görüş bu.

Çünkü bu sayede, rejimi sıkıntıya sokan irtica tehlikesi, karar mekanizmalarından uzaklaştırılacak ve ülke bu kritik eşiği aşmış olacak.

Ne var ki Türkiye'nin gelir dağılımı adaletsizliği, insan hakları ihlalleri, açlık sınırında yaşayan milyonlarca insanın sefaleti, hastane kapısında çekilen işkence sürüp gidecek.

ÇÜNKÜ Türkiye, kendisini yönetmeye gerçekten layık olan kişileri seçemiyor.

Sistemdeki bozukluk, politikadan yarar uman, politika sayesinde adam olmaya çalışan ortalama kurnazları yükseltiyor.

Meclis'teki yetenekli ve değerli arkadaşlarım kızmasın; ne yazık ki onların kalitesi, ortalamayı yükseltmeye yetmiyor.

PEKİ ne yapmalı?

Nasıl etmeli de politika merdivenlerine, yetenekli, dürüst ve dünyaya açık beyinleri yerleştirmeli.

Galiba bunun tek çaresi, politikayı bir yükselme ve zenginleşme aracı olmaktan çıkarmak; bir hizmet ve özveri haline dönüştürmek.

Devletin elindeki para ve rant dağıtma kaynaklarının denetimini sağlamak bunun ilk adımı olabilir.

Belki de milletvekillerinin bakan olmasını engelleyecek düzenlemeler yapılması gerekiyor.

Meclis'e giren kişi, bakan olma, işe adam yerleştirme, kredi sağlama, ihale bağlama gibi olanaklardan yoksun bırakılırsa, zaten bugünkü kadronun çok azını milletvekili olarak görürsünüz.

Ancak o zaman siyaset, gerçek sahiplerine, yani birikimini ülkesi için kullanacak yurtsever, özverili ve gelişmiş kadrolara kavuşur.