Meclis dediğin halkını temsil etmeli değil mi; halkı nasıl yaşıyorsa öyle yaşamalı. Dün nihayet bu sonuç sağlandı ve Millet Meclisi, temsil ettiği halk gibi yaşadı. Hem de büyük kentler ve kasabalar gibi değil, derin Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez bölgeleri gibi. Şaşırdınız mı? Şaşırmayın; çünkü dediklerim doğru. Dün TBMM’nin suları kesikti. Başkent Ankara’nın göbeğindeki mecliste bir damla su yoktu. Tuvaletler girilemez hale gelmişti. Sıcak su sistemi devreden çıktığı için ısıtma da yoktu. Kıbrıs görüşmelerinin yapıldığı genel kurul salonu Sibirya’dan beter hale gelmişti. Tepeden buz gibi soğuk rüzgârlar esiyordu. Titreye titreye kulise çıkan milletvekilleri ısınmak için çay-kahve içmek istediklerinde daha büyük bir sürprizle karşılaşıyorlardı. Çünkü kirli bardak ve fincanlar yıkanamadığı için çay kahve servisi yapılamıyordu. Böylece milletvekilleri, susuz saatler geçirmek zorunda kalan, soğukta titreyen yurttaşlarıyla aynı koşulları paylaştılar. Neden böyle olduğu konusunda ise çeşitli espriler yapılıyordu. Birisi dedi ki: “Galiba AKP Gökçek’i aday göstermiyor. O da meclisin sularını kesti. ” Sebep ne olursa olsun dünkü aksamalar, meclisi halkına yaklaştırmak bakımından önemli bir rol oynadı. Yarın bir gün elektrikler de kesilirse siyaset erbabı halkıyla daha çok bütünleşmiş olur. Bu da demokrasimiz açısından az buz bir kazanç değil doğrusu.
