YILLARDAN beri ülkenin iliğini kemiğini sömüren, insanlarına acı çektiren ve yaşam kaynaklarını tüketen savaşı durdurmak için çaba gösterenlerin sayısı hiç de az değil.

Bu düşünceler, parlamento, basın, aydın platformları gibi çeşitli zeminlerde dile getiriliyor.

İşte bu noktadan yola çıkıp, Petrol-İş eski genel başkanı Münir Ceylan bir girişim başlattı ve dün, Altunizade'deki sendika merkezinde bir araya gelen insanlar "Barış Zinciri" oluşturma konusunda görüş belirttiler.

TOPLANTIYA gelenler, kimlerin katılacağı konusunda bir ön görüşme yapmamışlardı.

Çoğu kişi katılımcıların kimler olduğunu, ancak sendika merkezine geldikten sonra gördü. Değişik görüşleri ve ideolojileri bir araya getiren salonun ilgi çekici yönlerinden birisi de Yaşar Kemal'le, Aldülmelik Fırat'ı, DİSK Başkanı Rıdvan Budak'la TİSK Başkanı Refik Baydur'u, Fehmi Işıklar'ı, Ahmet Kaya'yla Tanju Çolak'ı, Sırrı Sakık'ı buluşturan geniş bir yelpazeyi yansıtmasıydı.

Bu yelpazede yer alan kişilerin hepsinin aynı görüşte olduğunu, aralarında mutabakat sağlandığını kimse söyleyemez.

Ama ortak amaç, barış girişimlerine destek vermek ve ülkede akan kanın bir an önce durması için çaba göstermekti.

BARIŞI savunmak zor iş!
Otuz yıldır binbir emekle yetişen ağacın köküne vurulan balta, nasıl bu emeği kolayca yok edebiliyorsa, barış girişimlerine karşı savaşı ve şid-deti savunanların çabaları da son derece etkili oluyor.

Bugün Türkiye'de akan kanın durmasını isteyenlerin karşısına hemen "vatan haini" ilan edilme tehdidi çıkıyor.

Sanki barış isteyen herkes, ülkenin bölünmesi için çalışıyormuş gibi yanlış bir kanı yerleştirilmek isteniyor.

Savaşı savunmak yurtseverlik, barış istemek ise bölücülükmüş gibi sunuluyor.

Oysa bu doğru değil!
Barış isteyenler içinde ülkenin bölünmesini arzulayanlar da olabilir ama herkesi aynı kefeye koyamazsınız.

Bugün ülkedeki durumdan canı yanan yüzbinlerce kişi barış isterken, ülkenin bölünmesi amacına hizmet etmiyor.

Çünkü bölünme ister Türk, ister Kürt kökenli olsun, bu ülkenin insanlarına mutluluk getirmeyecek.

Tam tersine yeni acıların, yeni kavgaların sebebi olacağı gibi, halkı silindir gibi ezen yoksulluğu da artıracak.

HERKESİN şunu iyi anlaması gerekiyor ki, bu ülkede siyasal ve kültürel haklardan söz etmek, insan hakları ihlallerine karşı çıkmak, yakın doğuyla batısıyla bütün Türki-ye'yi her türlü etnik anlayışı, inanç ve köken farklılığını aşan bir mutlulukla buluşturma idealidir.

Münir Ceylan ve arkadaşlarının girişimi de bu amaca yönelik bir çaba olarak değerlendirilmelidir.