"Akıncı cedlerinin ihtirasını" duyma alışkanlığındaki kamuoyumuz, her hafta yeni heyecanlarla sarsılıyor.
Sanki dingin, düzenli ve huzurlu bir ortamdan rahatsız oluyoruz.
Birbirimize hep "Duydun mu?" diye başlayan cümleler söylemek istiyoruz.

Bir avuç kağıtta yaratılan darbe söylentileri durulunca Michael Jackson'la uğraşmaya başladık.
Geldi, öksürdü, elini salladı, sahnesi kuruldu, iptal etti, hastaydı, değildi... Bir sürü manşet, yazı, söylenti, program birbirini kovalıyor.
Michael Jackson gibi bir dünya yıldızının İstanbul'da konser vermesi önemlidir ve buna ilgisiz kalınamaz elbette.

Ama önünde sonunda bir konserdir işte. Parası ödenmiş bir solistin turnesine kattığı bir başka konserdir.
Kimilerinin sandığı gibi Türkiye'nin uygarlık ölçüsü değildir bu. Michael Jackson konser verdi diye Türkiye'nin imajı değişmeyecektir.
Nasıl Romanya'da verdiği konser Romanya denilen ülkenin konumunu değiştirmediyse, bizde de durum aynı olacaktır.

Oysa Türkiye, her konuda kendini dünya sınavında görmek alışkanlığında. Yakıcı soru hep aynı: Batı bizi nasıl görüyor? Bizi yeteri kadar uygar buluyor mu? Oysa uygarlık bir ülkenin kendi iç birikiminden ve öz kültüründen kaynaklanan bir olgudur. Kimse başka uluslar için uygar olmaz. Kendisi için olur.
Yabancı kültürlerle bütünleşmeye çalışmanın uygarlaşmayla hiçbir ilgisi yoktur.

Aynı çılgınlık birkaç yıl önce Evita müzikalinde yaşanmıştı.
Sanki Evita'yı sahneleyince Londra'daki West End ve Newyork'taki Broadway düzeyine yükselecektik.
Evita bizi batı alemiyle birleştirebilecek bir kültür köprüsüydü.

O zaman akla şu soru geliyor: Pakistan Evita'yı Urdu dilinde sahnelese batılılaşmış mı sayılacaktı?
Evita'yı gösteriyor olmak Pakistan'ın dış dünyadaki imajını nasıl değiştirecekti?

Bu özenti o kadar yaygınlaştı ki dilimize de vurdu.
Woody Allen'in "Radyo Günleri" filminde gösterdiği gibi hepimizin geçmişinde önemli bir yeri olan radyolar bugünlerde garip bir dille yayın yapan özel istasyonlara dönüştü.
Ana dilinin Türkçe olmasından utanan genç arkadaşlar, bu dili Amerikalı gibi telaffuz ederek kendilerini Memphis'ten yayın yapan bir istasyondaki zenci DJ yerine koymak istiyorlar.
Bu sadece kendi aralarında oynadıkları bir oyun olsa neyse ama milyonlarca insana yapılan bir yayına dönüşünce işin hiç bir komikliği kalmıyor.
Bu özentiye kapılan gençlerimiz bari İngilizce bilseler... Onu da bilmiyorlar. Amerikalı gibi eze büze takdim ettikleri şarkıcının adını Deyvid Börn diye söyleyeceklerine Deyvid Bayrın diyorlar.
Zaten İngiliz dilini ve edebiyatını iyi bilecek kadar yetişmiş olsalar, kendi dillerinin de tadına varır ve Türkçe'yi bir kültür dili olarak kullanırlar.

***

Umarım Michael Jackson iyileşir gelir de İstanbul konserini verir, dinleyicilerini memnun eder.
Vermezse de çok üzülmeyin.
Biz kendimize gene mega olaylar buluruz oyalanacak
Önemli olan Meganda kültürümüzün yaşaması!