Bu köşede birkaç kez, tarihteki Ortadoğu terör örgütlerininin esrarlı maceralarını yazmıştık.
Hatırladınız mı?
Bugünlerde Kuzey Irak'ta zembereğinden fırlayan olaylar bu yazıları gündeme getiriyor.
Hasan Sabbah'ın Haşhaşin örgütünün adından üretilen Assassin kökenli kelimelerin, katliam-katil anlamlarına geldiğini vurgulamıştık.
Batı dillerine böyle bir kelime hediye etme başarışını(!) gösteren terör örgütü, bugün İran'da bulunan Alamut kalesine çekilmiş ve Nizamülmülk'ün nizami ordularını defalarca bozguna uğratmıştı.
Gerilla savaşıyla başedemeyen Nizamülmülk, çeşitli siyasi manevralarla, Hasan Sabbah kuvvetlerinin karşısına başka bir örgüt ve silahlı güç çıkarmıştı: Cavlakiye tarikatı, yani Cavlaklar. Bunlar başlarında ve gövdelerindeki her bir tüy ve kılı kazıyan cascavlak insanlardı. Hasan Sabbah ve örgütünün sonu oldular.
Bu yazıları yazarken, yazarken, Ortadoğu'nun kadim geleneklerinin galip geleceğini ve Türkiye'nin de er ya da geç PKK'nın karşısına bir başka yerel güç çıkartacağını söylemek istiyorduk.
İnsan toplulukları ne kadar modernleşseler de tarihi alışkanlıklarının izinde yürüyorlar.
Şimdi tarih tekrar ediyor ve Ortadoğu dağları ovaları, çölleri aynı oyunun sergilenişine tanık oluyor.
Kuzey Irak'ta kurulan federe devletin Türkiye'nin onayı olmadan kurulmuş olması mümkün değil.
Türkiye bu oyunun içindedir.
Ama hangi kademede, hangi seviyede ve hangi organların içindedir bilinmez.
Belki birçok resmi ve yetkili kuruluşun haberi olmadan gerçekleşmiştir bu.
Çankaya'nın, işin kotarılmasında parmağı olduğu anlaşılıyor.
Batılı başkentlerle birlikte hazırlanan bir plan adım adım sahneleniyor.
PKK konusunda ağız değiştiren batı televizyonları birdenbire PKK'nın köylerde giriştiği katliamı gösterip, onu "Saddam desteğindeki örgüt" olarak anmaya başladı.
Talabani ve Barzani kuvvetleri ise bu televizyonların dilinde "Türkiye destekli kuvvetler."
***
Herkesin kafasındaki soru, şimdi ne olacağı.
PKK'nın sıkıştığı bir gerçek ama on bin silahlı adamı, lojistik destekleri, parası ve Avrupa uzantıları olan bu örgütün kolay kolay bitirilemeyeceği de gözden uzak tutulmamalı.
On bin silahlı adamın, feodal aile yapısı gereğince en az onar akrabası olduğunu düşünsek, Türkiye içinde yüz bin kişilik bir akraba ordusu çıkar ortaya.
Bu da azımsanacak bir sayı değildir.
***
Ortalıkta bazı kaygılı sesler duyuluyor: Her ne kadar PKK'ya karşı mücadele etse de, güneyimizde devlet kuran Kürtler'in uzun vadede Türkiye'nin aleyhine olduğu telaffuz ediliyor.
Hatta Kürtler arasındaki savaşın bir göz boyama olduğu, bir süre sonra durulacağı öne sürülüyor.
Bunların doğruluk derecesini zaman gösterecek.
Kesin olan şu ki; 6 Ekim 1992 tarihinden itibaren Kürt sorunu yepyeni bir aşamaya girmiştir ama bu yeni aşama Ortadoğu tarihinin izinde yürüyor.
