Tolkien'in dillere destan yüzük destanı,
şimdi de film versiyonuyla milyonlarca
insanı sinemalara çekiyor.
Türkiye'de de bir "Yüzüklerin Efendisi"
fırtınasının tam ortasındayız.
Oysa bizim buna çoktan alışık olmamız ge-
rekirdi. Çünkü cennet vatanımız, şimdiye ka-
dar Grimm olsun, Andersen olsun hiçbir
masalcının hayal bile edemeyeceği ve "ol-
maz" denilen işlerin oldurulduğu bir ülke.
Yüzüklerin efendisi bizim efendiler yanın-
da solda sıfır kalır.
Mesela ne mi?
Bakın o zaman bizde ne efendiler var:
★★★
TÜZÜKLERİN EFENDİSİ
Bu efendi türü, yönetiminde olduğu kuru-
luşun tüzük maddelerini düzenleyerek otuz-
kırk yıl başta kalmayı garantiler. O bir tüzük
ustasıdır. Kongreleri, seçimleri, listeleri istediği
gibi ayarlamakta ve hacıyatmaz gibi ayakta
kalmakta müthiş ustadır.
★★★
EZİKLERİN EFENDİSİ
Daha çok işçi, emekli, memur, dul yetim
gibi ezik kitlelerin çıkarlarını savunmak ama-
cıyla örgütlenip, kendi adına iş çeviren ve pa-
rayı cebe indiren güç sahiplerine "Eziklerin
Efendisi" denir.
İşçilerini patrona satan sendika ağaları bu
sıfatla anılır.
★★★
KAZIKLARIN EFENDİSİ
Bu efendi türü, kamu ya da özel sektör ku-
rumlarında satılan her türlü ürünün sürekli
zamlanmasıyla ilgilidir. Muhalefette olduğu za-
man, eline bir an önce yetki geçmesi için çır-
pınır ve sürekli zam yapmak için eli kaşınır.
★★★
NAZİKLERİN EFENDİSİ
Çağdaş yaşamı, uyarlığı, doğayı koruma,
eğitim ve insan haklarını güvence altına alma
konularında, karşılık beklemeden özveriyle ça-
lışan bir insan grubudur. Hem nazik, hem
efendi olmalarıyla ünlüdürler ama ne yazık ki
memleketimizde sayıları pek bol değildir.
★★★
KIZAKLARIN EFENDİSİ
Bu sıfat, devre ayak uydurmayı ve her ge-
lenin önünde eğilmeyi beceremeyen; bu yüz-
den iktidar tarafından sürekli kızakta tutulan
bir türe verilir. Ömrü kızakta geçer ama yine
de Nuh der, peygamber demez.
★★★
KAZAKLARIN EFENDİSİ
12 milyon kadının dayak yediği ülkemizde
en çok rastlanan türdür ama insan olup olma-
dığı şüphelidir.
★★★
Ben size sadece birkaç ipucu verdim. Siz
bunu yazıkların, çiziklerin efendileri ola-
rak çoğaltabilirsiniz.
Bakan olur olmaz akraba taallukatı işe yer-
leştiren, evde bağırıp çağırdığı ve bir türlü
adam olmamakla suçladığı sivilceli oğluna
"danışman" kimliği verip ona devlet işlerini
danıştığını söyleyen siyasetçilere ise ne ad ve-
rirsiniz bilmem.
Aslında bunlara denk düşen bir kafiye var
da; yazılmaz!
