Pazartesi akşamı, 12 Eylül bölümü yayınlanan “Dünya Değişirken” programı, büyük yankılar yarattı. İzleme oranı hayli yüksek olan bu program, bir yandan beğenilirkeni bir yandan da iki dakikada bir araya giren reklam ve tanımlardan dolayı izleyicilerin protestosuna hedef oldu. Program bittikten sonra ATV’nin telefonları kilitlendi ve Pazartesi günü bile faks yağmaya devam etti. İnanın ki ben de programı izlerken öfkeye kapıldım. Böylesine duyarlı bir konu işlenirken araya giren reklamlar, sanki izleyiciyle alay ediyor gibiydi. Programın sonunda şaşkınlığım ve öfkem daha da arttı. Çünkü bizim hazırladığımız program bitmemişti. Daha başka bölümler ve konuşmalar gelecekti ekrana ve bir finalle noktalanacaktı. Kısacası 12 Eylül programı, reklamlarla izlenmez hale getirildiği yetmiyormuş gibi bir de yarıda kesilmişti. Tahmin edeceğiniz gibi hemen bu rezaleti sorumlularını aramaya koyulduk.
ATV yöneticilerinin bu işte hiçbir kusuru yoktu. Onlarda televizyonu izlerken durumda bir gariplik olduğunu sezmişler ve nedenini öğrenmek için telefonlara sarılmışlardı. Bu kargaşa, teknik ekipteki hatalardan kaynaklanıyordu. Sorumlu kişiler, bir aydan beri hazırlanan programın montajını yapmamış ve Pazartesi gününe de yetiştirememişti. Daha yayın bandı hazırlanmadan, ilan edilen saat gelip çatmıştı. Sorumlu kişinin bu durumda yapacağı tek şey, gerçeği bizlere olduğu gibi anlatmasıydı ama nedense bu yolu da seçmemiş ve yayın sırasında araya birçok tanıtım koyarak zaman kazamaya uğraşmış, bir yandan da miksajı yetiştirmeye çalışmıştı. Sonuçta program gittiği yere kadar gitmiş ve bir noktada pat! diye kesilivermişti. Oysa daha olayın yorumu ve bizi nasıl etkilediğiyle ilgili bölümler gelecekti ekrana. ATV yöneticilerinin ve benim geceyi nasıl geçirdiğimizi anlatmaya gerek yok. Çektiğimizi tahmin edersiniz. Ne var ki olan olmuş ve sakınan göze çöp batmıştı. (Bu arada ışık hataları beni şaşı gösteriyordu.) Başkalarının hatalarını ödemeye alışmış bir kişi olarak, aynı bedeli bir kez daha ödüyordum.
”Dünya Değişirken” programı önümüzdeki günlerde tekrar yayınlanacak. Hem de programın bütünü, kesilmeden ekrana gelecek. Umarım bu kez bir aksilik olmaz ve izleyici beklediği gibi bir program izler.
Bir başka konu da sunuşla ilgili. Bütün televizyon sunuşlarında metin, kameranın altına yerleştirilen propter aletinden akar ve sunucu bunu okur. Ben bu alışkanlığı değiştirmeye çalıştım ve önümde hiç bir metin olmadan, düşüncelerimi anlattım. Ne var ki sonuçta bu anlatma fazla “düzgün” kaçmış ve metni okuyanlardan daha fazla okuyor gibi olmuş. Neyse, programın düzeltilmiş tekrarında buluşmak üzere….
