Dünyanın en büyük müzik yapımcılarından birisi olan Nesuhi Ertegün, Abidin Dino’nun yakın arkadaşlarıydı. Ben de o nedenle tanışmıştım. Paris’te, benim yaptığım “Yol” müziğini çok beğendiği söylemişti. Daha sonra bu müzik Amerika’da Warner Brothers plak şirketinden yayınlanınca, bunu Nesuhi Ertegün,’e bağlamıştım ama kendisi, bu plağın yayınındaN haberi olmadığını söylüyordu. Warner plak şirketi yöneticileri plağı kendi kararlarıyla çıkarmışlardı. Nesuhi Ertegün’ün ölümü, dünya müzik çevrelerinde büyük bir üzüntüyle karşılandı. Çünkü Nesuhi bey, çok incelmiş bir kültür adamı olmanın yanı sıra, kardeşiyle birlikte Amerikan siyah müziğinin, Blues ve caz tarzının, yeniden tahta oturmasını sağlamış ve böylece müzik tarihinde yerini almış birisiydi. Nesuhi beyin ölümü, dünyanın en büyük gazetelerinde sayfa sayfa yazılarla verilirken, memleketi olan Türkiye’de hiç önemsenmemiş ve hatta bir gazetede beni çok üzen bir yayınla: “Madonna’nın plakçısı öldü” diye verilmişti.

Ahmet Ertegün’ü New York’daki bürosunda gördüğüm zaman, bir gazeteye göz gezdiriyordu. Önemli bir Amerikan gazetesi, çapraz bulmaca köşesinde onun ilk adını sormuştu. “Soyadı Ertegün olan önemli plak prodüktörünün ilk adı…”soruluyordu. Kendisi bundan dolayı mutluydu. Ben de çok sevinmiştim. Çünkü bir ülkedeki köklü ünün en esaslı göstergesi, çapraz bulamacada sorulmaktadır. Hele bu ülke Amerika ise, siz bu ünün ölçüsünü tahmin edin.

Son günlerde ailesinden yadigar kalan Özbekler Tekkesi’nin açılışı için Türkiye’ye gelen Ahmet Ertegün, “Amerika’da yaşayan işadamı” olarak anılıyor. Bu tanım doğrudur ama eksiktir. Nesuhi ve Ahmet Ertegün her şeyden önce birer kültür adamıdırlar. Washington’da görevli Türkiye Büyükelçisi’nin oğulları olan bu iki kardeş, gençlik yıllarında büyük bir tutkuyla dinledikleri ve o sıralarda ortadan kaybolmuş görünen halk müziği kayıtlarının peşine düşmüş, daha sonra neredeyse cep harçlıklarıyla kurdukları küçük bir plak şirketinde bu unutulmuş ustaları yayınlayarak başarı kazanmışlardır. Ertegün kardeşlerin Amerika’da yaptığı işi Türkiye’ye uyarlarsak, Anadolu müziğine gönül vermiş bazı müziksever gençlerin eski kayıtları bularak Aşık Veysel, Şerif Akbağ, Malatyalı Fahri, Urfalı Celal, Hisarlı Ahmet, Muharrem Ertaş, Çekiç Ali, Hacı Taşan gibi ustaları yayınlamaları ve tekrar müzik gündemine sokmaları benzetmesini yapabiliriz. Sonradan bir imparatorluğa dönüşen plak şirketleri, böylesine derin bir müzik tutkusuyla ve sanat kaygısıyla başladıkları o küçük, amatör girişimin sonucudur. Türkiye’deki görülen “pop” rüyasından farklı bir rüyadır bu. Halk müziğinin o derin ve köklü vuruşlarını duyan gerçek yüreklerin rüyası…Kaldı ki herkesin özendiği Amerikan pop müziği, rythm and blues türünü, yani yoksul köylü müziğini temel almıştır. İngiliz popu, İrlanda halk müziğine dayanır. Bu da ayrı bir yazı konusu.