Zaman zaman insan öyle garip spor alışkanlıklarıyla karşılasıyor ki şaşıp kalıyor.

Yıllar önce Stockholm'de gördüğüm yarışma gibi...

Bir parkın göbeğinde ellerinde olta-larla yarışıyordu İsveçliler.

İşlerini çok ciddiye alıyor ve hırsla ya-rışa asılıyorlardı. Bir olta atma yarışıydı bu. Oltayı kimin daha uzağa savuraca-ğı ölçülüyordu.

Takımlar formalarını giymişlerdi. Ha-kemler ellerinde metrelerle mesafeleri ölçüyorlardı.

Kısacası balık avı için gerekli olan her şey vardı ortada. Yalnız su yoktu. Ne göl, ne deniz, ne havuz, ne de bir su bi-rikintisi... Balık avıyla ilgili bu yarışma karada, çimenler üzerinde yapılıyordu.

Ama bence "dünyanın en acaip sporu" değildi bu.

XXX

Hindistan'daki geleneksel bir yarış-mada çok garip kurallar uygulanıyor.

Ortaya bir çizgi çiziyorlar. Takımlar çizginin iki yanında yer alıyor. Amaç çizgiyi geçmek, karşı sahadan topu kap-mak ve diğer oyuncularla mücadele edip, topu kaptırmadan kendi sahasına getirebilmek.

Buraya kadar normal görünen oyu-nun garip bir kuralı var. Bütün bu mü-cadele sırasında oyuncu nefes almaya-cak.

Karşı sahada bulunduğu ve topu kaptığı sırada, çizgiyi geçip kendi bolu-müne girene kadar nefessiz kalacak.

Bunu ölçmek için de oyuncunun sü-rekli bir kelimeyi haykırmasını istiyorlar. Oyuncu hiç nefes almadan o kelime-yi tekrarlayacak ve böylece hakemler nefes durumunu kontrol edebilecekler.

Bu da garip ama dünyada daha ga-rip sporlar var.

Bana kalırsa yeryüzünün en acaip sporu, Türkiye'de uygulanan "hava atma" oyunudur.

Bir çok ülkede disk atma, gülle atma, cirit atma gibi sporlarla uğraşılırken Türkiye'de "hava atma" sporu çok yaygındır.

Bu sporda ne atıldığı belli değildir. Daha doğrusu sporun ana maddesi olan "hava" nın nasıl atıldığını, hangi güçle harekete geçirildiğini kimse bil-memektedir.

Gene de Türklerin milli özelliği hali-ne gelen "hava atma" sporu yediden yetmişe herkesin büyük bir ustalıkla katıldığı bir oyundur.

Insanlar hava atarken çeşitli organ-larını kullanırlar. Bu oyunda, futbolda-ki gibi ayaklar ve voleyboldaki gibi el-ler önemli değildir.

Hava atma oyununun en önemli ögeleri gözler, saçlar ve omuzlardır.

Gözlere gerekli ifadeyi yerleştirme, saçları geri atma ve omuz silkme ey-lemleri oyuncunun ustalığına ve tecrü-besine bağlı olarak değişir.

Ne yazık ki hava atma oyunu ulusla-rarası yarışmalarda yer almaz. Böylece Türk milleti en başarılı olduğu alanda çeşitli altın madalyalardan mahrum kalmıştır.

Bu oyunun bir önemli özelliği de hiç bir işe yaramamasıdır.

Bütün sporlar beyni ya da vücudu geliştirme amacına yönelirken, hava atma oyunu insanlar arasındaki ilişkile-ri gerginleştirmekten ve kolayca çö-zümlenecek sorunları çıkmaza sok-maktan başka bir işe yaramaz.

Ama gene de yarardan çok zarar sağlayan bu spor vazgeçemediğimiz bir özelliğimizdir.