Herkesin kendini iyi hissettiği ortamlar vardır. Beni en çok üniversitelerde öğrencilerle buluşmak ve konuşma yapmak mutlu eder.Neredeyse otuz yıldır hem Türkiye’de, hem de yurt dışında pek çok üniversiteye davet edildim.Uzun listede Harvard ve Princeton konuşmalarının özel bir yeri vardır ama Türkiye’deki öğrenci kitlesi, bunların hiçbirisine benzemez.Son haftalarda Boğaziçi ve Başkent üniversitelerinde buluştuğum gençler içimi ferahlattı doğrusu.Öyle pırıltılı, öyle enerji ve sağlık dolu, öyle dürüst gençlerdi ki bunlar; içimde güneşler açtı, sevindim, umutla doldum.Gençlerde en sevdiğim yan; henüz toplum çarklarında birer dişliye dönüşmedikleri için vicdanlarını ve başkaldırma duygularını yitirmemiş oluşlarıdır.Haksızlığa isyan duygusuyla doludur yürekleri.Benim içimdeki isyanı hissetmeleri de bu yüzden zaten.Otuz yıl önce bu gençlerin babalarına konuşma yapardım. Sonra onlar gitti, yerlerine kardeşleri geldi, şimdi de çocukları.Okulu bitirenler yavaş yavaş toplumun bir parçası olup isyan duygularını yitirdiler. Ama onların bıraktığı sıraları pırıl pırıl isyankâr gençler doldurdu.Çarşamba günü Ankara’da Başkent Üniversitesi’nde Mutluluk romanını okumuş yüzlerce gençle buluştuk. Sorular hep roman üstüneydi.Meryem’den, İrfan Kurudal’dan, Cemal’den konuştuk.Daha sonra da kitapları imzaladık.Dikkatimi çeken bir özellik kitapların yarısının korsan baskı oluşuydu.Genç kuşakların Mutluluk’u bu kadar derinden kavramış olması, kitabı yazmak için gerekli olan çileli sabrın bir ödülü gibiydi sanki.Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz?Dün o pırıltılı toplantıdan çıkıp meclise gittim ve Kültür Bakanlığı’nın idam fermanını imzalamaya çalışan bir grubun verdiği mücadeleye tanık oldum.Ve şöyle dedim kendi kendime: “Nerede biraz önceki gençler, nerede bunlar!”Bu ülkede kitap okumak yıllarca yasaklandı, hor görüldü, kitaplıklar yakıldı, kitaplar suç aleti olarak teşhir edildi.12 Eylül yönetimi 650 bin kitap okuyan insanı içeri attı, hayatını kararttı.Ve bu karanlık günlere geldik.Şimdi kültürün, dolayısıyla Cumhuriyet projesinin dibine darı ekilmeye çalışılıyor.İyi ki gençler var.Onlar da olmasa çatlamak işten değil.