“Hayır, tekrar ederim ki ben edebiyatçıların hakiki ve müşfik bir dostu idim. Eğer onlara düşman olsaydım, benim de sokak ortalarında edip ve muharrir öldürecek adamlarım yok değildi.” Bu sözler kime ait biliyor musunuz? Osmanlı İmparatorluğunu 33 yıl yönetmiş olan Sultan Abdülhamid’e. Sultan, anılarında şöyle devam ediyor: “ Ah! Beni edebiyata düşman zan ve böyle ilan ederlerdi. Hayır, ben edebiyatın değil edepsizliğin ve edebiyatçıların değil edepsizlerin düşmanı idim… Ben edebiyata düşman olsaydım, Kemal Bey’e (Namık Kemal) ölümüne kader kesemden maaş vermez ve oğlunu hizmetime almazdım. Ben edebiyata düşman olsaydım Ekrem ve Ebüzziya beylerin o kadar nazını çekmezdim. Ben edebiyata düşman olsaydım, Abdülhak Hamit beyi dolgun maaşlarla terfih ettikten başka ara sıra borçlarını da vermek gibi yardımlarda bulunmazdım.”
Anlaşılan yazar öldürmek geleneği, Osmanlı devletinde de sıkça kullanılan bir yöntem olmuş. Abdülhamid, “sokaklarda edip ve muharrir” öldürecek adamları olduğunu itiraf ediyor ve bu yola başvurmamış olmakla övünüyor.
Kızıl Sultan adıyla tanıtılan ve tarihin en büyük baskı rejimlerinden birisinin kurucusu olarak gösterilen Sultan Abdülhamid’i DGM Başsavcısı Nusret Demiral’la karşılaştırdığımızda, Sultan pek masum kalıyor doğrusu.(Bir savcıyla bir padişah nasıl karşılaştırılır demeyin sakın. Nusret Demiral, devlet içinde devlettir ve yetkileri Sultan Hamid’ten ötelere uzanır. Tahtından indirilen zavallı padişah gibi sorumluluğu da yoktur.) Abdülhamid kendisi yıkmak için her türlü mücadeleyi göze alan ve ömrünü bu işe adayan vatan şairi Namık Kemal’e ölene kadar maaş bağlamış. Paris’te Sultan’ı devirmek için çalışmalar yapan Jön- Türklerin de İstanbul’dan maaş aldığı biliniyor. Ayrıca Abdülhamid, şairlere, edebiyatçılara, yazarlara zulmetmiş olsa bile bunu saklama gereği duyuyor. Utanıyor. Ben edebiyat düşmanı değilim diyor. Oysa DGM Padişahı Nusret Demiral, Yazar Aziz Nesin’in idamını istemekle övünüyor. Karşılaştırmayı size bırakıyorum.
Sivas ili 16. yüzyılda büyük bir halk şairi yetiştirmiştir: Pir Sultan Abdal. Bu Sivaslı şairi anma toplantısı da Manisa’da değil, elbette Sivas’ta yapılır. Kapalı bir salon toplantısına konuşmuş olan Aziz Nesin’in halkı tahrik ettiği söylenemez çünkü o kitleye yönelik bir konuşma yapmamıştır. Aziz Nesin’i sevip sevmemek, düşüncelerine katılıp katılmamak ayrı şey. Ne var ki eğer bir” hukuk devleti” nde yaşamak istiyorsak, hepimiz bu cinnete “dur” demeliyiz. Kıstırıldıkları otelden devlet büyüklerini arayan ve onlara öldürülmekte olduklarını söyleyerek koruma talep eden 37 aydın, göz göre göre yakılsın ve bunun suçlusu Aziz Nesin olsun. Pes doğrusu! Biri savcı olarak Nusret Demiral’a düşen görev, cinayete seyirci kalan sorumlu kişileri dava kapsamına almaktır.
