Konuyu daha iyi anlatabilmek için biraz uzaklaşmama izin verin: Hepimiz biliyoruz ki Yunanistan’da büyük bir Türk fobisi var. Yunan halkına sorulduğunda bir numaralı düşman olarak Türkleri göstereceklerdir. Kseno (yabancı) ve Phobia (korku ) sözcüklerinden türemiş bulunan ksenofobi yani yabancı korkusu en çok Türkler için geçerlidir. Oysa bugün Atina’da araçların trafiğe çıkması yasaklandı. Çünkü sıcakla birleşen hava kirliliği yüzünden durmadan insanlar ölüyor. Her kış Yunan hastaneleri hava kirliliği yüzünden sapır sapır ölen insanlarla dolup taşıyor. Atina’daki hava kirliliğinde türklerin hiçbir rolü olamaz. Bu durumu yaratanlar Yunanlılardır. Dolayısıyla Yunanlıların en büyük düşmanı gene kendileri yani Yunanlılar oluyor.
Türkiye’nin geleneksel düşmanları arasında Yunanlılar, Ruslar ve bütün komşularımız sayılır. Peki ama Dilovası’ndaki türkleri salgın hastalıkla öldüren suları Yunanlılar mı zehirledi? Ankara’daki barajlara zehirli maddeleri Iraklılar mı attı? İstanbul’un dünyaca ünlü mesire yeri Altın Boynuz’u Ruslar mı korkuttu? Mezarlık alanlarini kaplamış barajlarımızın kıyısına evler kurarak bütün dışkılarını içme sularımıza boşaltanlar İranlılar mı? Karayollarımızda Azrail gibi kol gezen ve on binlerce yurttaşımızı öldüren, İsrail gizli servis ajanları mı? Ekonomimizi Bulgarlar mı bozuyor?
Hiç kendimizi kandırmayalım. Türklerin en büyük düşmanı gene Türklerdir. Türkiye’ye bizim yaptığımız kötülüğü hiç kimse yapamaz. Sivas’ta 37 aydını yakma ayıbını sırtımızda taşırken, olayın mağduru olan bir yazarı idamla yargılama parlak buluşunu, hiçbir Türk düşmanı akıl edemez.
Başımıza gelen her türlü belayı, dış düşmanlara malederek rahatlama geleneğimiz artık tehlikeli bir hal almaya başladı. Kangren olan sorunlarımızı çözmek için ilk adım, nerede yanlış yaptığınızı bulmak ve toplum olarak öz eleştiri geleneği yerleştirmek. Oysa bizim eleştiriye ya da özeleştiriye tahammülümüz yok. Kendimizi dünyanın en mükemmel, en gelişmiş, en ahlaklı insanları olarak görmek ve durmadan övünerek, dış düşmanları suçlamak milliyetçilik gibi gösteriliyor. Eleştirmek ise neredeyse vatan hainliğiyle eş. Bana kalırsa bunun tam tersi doğru. Bu ülkeyi ve insanları sevmek, yanlışlarımız üzerine kafa yormaktan ve kendimizi dürüstçe eleştirmekten geçiyor. Gerçek milliyetçilik budur.
