Geçen Pazar dostum Onat Kutlar Cumhuriyet gazetesinde çok güzel bir Bernard Shaw fıkrası anlatmıştı. Okumamış olanlar için kısacası özetleyeyim: Bir davette iki tenor şarkı söylemiş. Daha sonra Bernard Shaw’a tenorlar hakkında ne düşündüğünü sormuşlar. Shaw “İkisi de danalar gibi böğürdü.” demiş ve kendisini kınayanlar olunca da eklemiş:” Bu benim fikrim değil ki. Konserden sonra tenorlarla konuştum. İkisi de birbiri hakkında bu cümleyi söylediler. Eee, konunun uzmanı olduklarına göre ben de onların yargılarına saygı duyuyorum.” Soldaki üç parti liderliğinin birbiri hakkında söylediklerini göz önüne alınca, bizim ayrıca bir yargıya varmamıza gerek kalmıyor. Onlar birbirlerini çok güzel tanımlıyor doğrusu.

Gün geçmiyorki ekranlardaki haber bültenleriyle gazetelerin birinci sayfası sosyal demokratlara ayrılmasın. Sürekli kriz durumunda yaşayan, kalp çarpıntılarıyla yorulan bu partiler ne birleşebiliyor, ne ayrılabiliyor ne de huzura kavuşabiliyor. Bu gidişle kendilerinin alamadıkları kararı millet alacak ve bu parilerin varlıklarını sona erdirecek. Birkaç aydır yazdığımız gibi 95 sonbaharında seçim görünüyor. Bu seçimde üç sol partinin de barajı aşarak Millet Meclisi’ne girebileceğini sanmıyorum. Üçü de barajın altında kalacak ve genel başkanlarını bile Meclis’e gönderemeyecekler.

Soldaki partiler, Türkiye’nin partisi olmaya değil, “soldaki birinci parti” olmayla özeniyorlar. Oysa anlamıyorlar ki hepsi aynı geminin içinde. Batmak üzere olan gemide hepsi birden boğulucaklar.

27 Mart seçimlerinde sol yükselişe geçti ve toplam oylarını epey artırdı. Daha önce de söylediğimiz gibi İstanbul’daki sol oyların toplamı yüzde 35’e ulaştı. (20.6 SHP- 13 DSP- 1.5 CHP) Refah Partisi’nin seçimi yüzde 25’le aldığı bir kentte, yüzde 35 sol oy ne demektir? Ne var ki bölünmüşlük yüzünden bütün büyük kentler elden kaçırıldı. Bu son demeden de düş kırıklığına uğrayan seçmen ise artık sol partiler hakkında kararını verdi. Halkın sol partiler hakkında söylediği söz: “Bunlar adam olmayacaklar!” dır. Seçimlerde bu yargının nelere yol açacağını göreceğiz.

Sol partiler bileşik kaplar gibi birlikte yükselip, birlikte batıyorlar. 27 Mart’ta SHP solun birinci partisi oldu da eline ne geçti? Temmuz seçimlerinde DSP’nin küçülerek, öne geçmiş olması neyi kanıtlar? Korkarım 95 Ekim seçimlerinden sonra da Meclis’e girmeye en çok yaklaşmış olan parti kavgası yapacaklar. Yasa çıkmasa bile kafasına iki turlu seçimi yerleştirmiş olan seçmen kitlesi, üç sol partiyi de eleyecek. Görünen o ki, oyunu ziyan etmemek için kitle partilerinde toplayacak olan seçmen meclise REFAH,DYP ve ANAP’ı yollayacak. Zaten bunun provası 10 Temmuz’da yapılmadı mı?