Bilim adamlarının, sanatçıların ve düşünürlerin yönetime ağırlık koyduğu her toplum, gelişmiş toplumdur. Az gelişmiş toplumlarda ise entellektüel birikim hesaba alınmaz. Devlet yönetimindeki gündelik kaygılar, uzun dönemli stratejik hesapları ve yeni düşünce ufuklarını gereksiz kılar. Şimdi size bunun çok çarpıcı bir örneğini anlatacağım.
Emir Muhammet adlı bir bilgin, Osmanlı İmparatorluğu’nu batmaktan kurtaracak bir çare bulmuş ve bunu padişaha iletmişti. Yazdığı “Amerika Tarihi’ni (Tarihi Hindi Garbi) Üçüncü Murat’a sunarken, dünya ticaret yollarının değiştiği ve Osmanlı’nın buna ayak uydurmasının zorunlu olduğu uyarısını yapıyordu. Emir Muhammet’e göre Batılılar bu yeni kıtayı, zengin Hint yolunu ararken bulmuşlardı. Hindistan ve Endonezya’nın zengin ticareti Batılılar’ın eline geçmişti. Yol Afrika’yı dolaşarak Batı Avrupa’ya bağlanmış ve Akdeniz artık bir ticaret denizi olmaktan çıkmıştı. Emir Muhammet bu tehlikeye dikkat çekiyor ve padişaha yalvararak bulduğu çareyi uygulamasını istiyordu. Çare neydi biliyor musunuz? Süveyş’ten bir kanal açmak! Emir Muhammet, 1532 yılında bu öneriyi getiriyor ve devletin bu kanalı açacak olanaklara sahip olduğunu ispatlıyordu.
Sultan Üçüncü Murat, bu kitabı okumadı ve öneriye aldırmadı. Bunun yerine ne yaptı dersiniz? Süveyş Kanalı açmaya yeterli bir hazineyi, 17 yaşındaki oğlunun üç ay süren sünnet düğününe harcadı. Sünneti yapan cerraha 10.000 altın verdi. Cerrahın ellerini yıkamak için kullandığı on okka ağırlığındaki som altın leğen ve ibriği kendisine hediye etti. Her biri bin altın değerinde beş hilatı üst üste giydirdi. Sünnet düğününün yapıldığı At Meydanı’ndaki düzenlemeler için üç Mısır hazinesi harcandı. Halka meydan ziyafeti verilen sofrada, üç ay boyunca her gün dokuz çeşit yemek çıkıyordu. Padişah, yemek sunulan gümüş ve çini kapların da halk tarafından alınmasını istediği için, yemek yiyen gümüş kabını da alıp götürüyordu.
Hadi Üçüncü Murat böyle davrandı diyelim. Ya biz ne yaptık? 1532 yılında ticaret yollarının değiştiğini gören ve Süveyş Kanalı açılmasını öneren Emir Muhammet’i hatırladık mı hiç? Adını bilim enstitülerine mi verdik? Yeni dilde kitabını mı bastık?.
Emir Muhammet adlı dahi de yanlış toplumda doğmuş olmanın bedelini ödedi ve sağlığında öğütleri dinlenmediği gibi ölümünden sonra da hafızasız ve değer bilmez bir toplumun tozlu raflarında unutulup gitti. Oysa Emir Muhammet, 1532 yılında Süveyş Kanalı önerisini getiren bir Fransız bilgini olsaydı, bugün onu okul kitaplarında okuyor olurduk.
