Fransız televizyonunda haberleri izliyordum. Bir de baktım, ellerindeki sopalarla birbirini “Allah yarattı!” demeden tepeleyen bir grup genç. Yüzlerinde sonsuz bir öfke, şiddet sarhoşluğuna kapılmış bir ifade.”Acaba bunlar hangi ülkeden?” demeye kalmadan Türk oldukları ortaya çıktı. İçim sızladı.Sadece bu kavgayı değil, Türkiye’de hayatımızı karartan şiddet dalgasını düşündüm.Şiddet denilen ilkel olgunun, kültürümüzde ne kadar derin bir yere sahip olduğunu hatırladım.Kan akıtmanın iyi olduğu yönündeki batıl inancımız aklıma geldi: Hayvan kanı, insan kanı, konserlerde jiletlenen göğüslerden sızan kan, mahalle kavgalarındaki kan, maçlarda döner bıçaklarına bulaşan kan, işkence gören insanlardan fışkıran kan, töre cinayetlerinde dökülen masum genç kız kanı, düğünlerde atılan silahların akıttığı kan…Bunların hepsi kan tutmuş bir toplumun çılgınlık izleri.Biz aynaya bakmayı sevmediğimiz için bu yanlarımızı hiç görmeyiz, bunlar üzerinde düşünmeyiz bile ama ne yazık ki şiddet Türkiye’nin temel gerçeklerinden biri.Gördüğünüz gibi şiddet; ideoloji, inanç, sınıf, kültür farklarını bile aşan ortak bir davranış biçimi.Elia Kazan “Bir Yaşam” adını verdiği anılarında ilginç bir şey söyler: “Türkler, Japonlar ve Meksikalılar arasında ortak bir yön vardır” der. “Şiddetten nezakete, nezaketten şiddete çok çabuk ve kolay bir biçimde geçerler ve sizin bu geçişi kavramanız zordur.”Meksikalıların içindeki şiddet duygusunu Octavio Paz anlatmıştı.Japon şiddetini de Mişima’nın kitaplarından ve Kurosawa’nın filmlerinden anlamak mümkün.Türkiye’de ise insanların yüreğine kıvrılıp çöreklenmiş olan zehirli şiddeti Yaşar Kemal anlatmıştır.Hemen hemen bütün kitaplarında şiddetin bu toplumda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu irdeler.Sevecen insanlar da vardır romanlarında, iyi ve dürüst insanlar da vardır; hatta bunlar çoğunluktadır ama bu “iyi insanlar” meselesini hiçbir zaman idealize etmez, toplumun şiddet geleneğine gözlerini yummaz.Her kurban bayramında masum hayvanları işkence ederek öldüren, kör bıçaktan kaçan boğaların bacaklarını keserek yere yatıran insanlar dolaşıyor aramızda.İşte bu gelenekle yetişmiş bazı polisler de Manisa’da gençlerimize işkence yapmayı çok doğal bir davranış olarak benimsiyorlar.Uzun sözün kısası; şiddet geleneğimizle yüzleşmemiz gerekiyor.Yüzleşelim ki şiddet, yarınımızı da karartmasın
