Paris’te, Avrupa Konseyi “Kültür, Bilim ve Eğitim Komisyonu toplantısında, bütün katılımcıları çok heyecanlandıran bir tartışma yaşadık. Diyebilirim ki son yıllarda katıldığım en hararetli, en duyarlı tartışmaydı bu. Konu insan hayatı olunca, ister istemez böyle oluyor. Maltalı doktor ve hukukçu, bilim adamı Michael Asciak’ın “İnsan Kök Hücreleri Araştırmaları” adlı raporunu tartıştık. Komisyonda kabul edilen taslak raporlar daha sonra, Avrupa Konseyi Parlamentosu’na gidiyor ve orada görüşülüyor. Bu raporda ele alınan konu çok önemli. Çünkü birçok ülkede ceninden (insan cenini) elde edilen kök hücreler, tedavi amacıyla kullanılıyor. Bu alanda talep çok büyük. Kök hücreler göbek kordonundan elde edildiği zaman mesele yok. Ama bazı laboratuarlar, kök hücre elde etmek için cenin kullanıyorlar ve bu cenini tahrip ediyorlar. Bir grup bilim adamına göre bu da cinayet anlamına geliyor. Avrupa Konseyi’nin bu uygulamayı yasaklamasını istiyorlar. Tartışmadaki karşı taraf ise tıp alanının cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyduğunu ileri sürüyor. Meselenin özü şu: Cenin insan mıdır, değil mi? Bir cenin ne zaman insan ve birey haline gelir? Bu soru dinî, ahlâkî, felsefî, bilimsel birçok cevaba açık. Araştırmaların yasaklanmasını isteyenler; döllenmeden hemen sonra ceninin insan olduğunu var sayıyorlar. Katolik inancı bu süreyi 14 gün olarak tanımlıyor. İslam dininin bu konudaki yorumu 100 gün. Katoliklere göre bir cenin 14, Müslümanlara göre ise 100 gün sonra insana dönüşüyor. Bir ceninin hemen döllenmeden sonra insan olduğunu savunanlar ise soruyor: “Peki, cenin insan değilse nedir?” Bu soruya kimse cevap veremiyor. Yasaklanma taraftarları başka tezler de ileri sürüyorlar. Onlara göre, ceninden üretilen kök hücreler insanın başına büyük işler de açabilir. Bir insana kök hücreden üretilmiş bir organ verdiğinizi sanırken, ona kanser de hediye edebilirsiniz. Bu alanda bir hanım doktor, menopoz tedavisinde kullanılan hormonların kanser yapma risklerini anlatıyor uzun uzun. Soya tedavisinin, hormon yerine geçmeye başladığını söylüyor. Raporun her maddesi oylanıyor ve koyu bir katolik inancını yansıtan Azciak Raporu’nda, tıp araştırmalarını cesaretlendirme yönünde büyük değişiklikler yapılıyor. Bunun da anlamı; raporun Parlamento’ya sunulup görüşüleceği ama raportör Asciak’ın değişeceği. Çünkü rapor artık onun inanmadığı fikirler taşıyor. Geride kırgınlıklar, suçlamalar ve insan hayatı üzerinde yürütülen bir polemik kalıyor. Her maddeye oy verirken ne kadar terlediğimi tahmin ediyorsunuzdur artık.
