Günlerdir Güler İleri'nin yolsuzluklarıyla ilgili yazılar okuyoruz. Kimi suçluyor, devlet parasını özel işlerde kullanmanın, devleti ve bürokrasiyi bilmeme bahanesiyle geçiştirilemeyeceğini ve bir özür dilemeyle atlatılamayacağını yazıyor.

Kimi yazarlar ise Güler İleri'yi haklı çıkarma gayreti içinde. Buna gerekçe olarak da, yeni bakanın devlet İşleyişini bilmediğini öne sürüyorlar.

Bana göre bu yazarlar bir mantık hatası yapıyor.

Eğer Güler İleri özel harcamalarını devlete ödetmenin doğru olmadığını anlamayacak durumdaysa bakanlıkta ne işi var?

Diyelim ki gerçekten çok saf bir kişi ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun parasıyla Abant'ta tatil yapmanın ne anlama geldiğini kavnyamıyor..

O zaman da bu saf kişinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinde ne aradığı sorusu ortaya çıkmaz mı?

Güler İleri Hükümet üyesi olarak oylamalara katılıyor.

Hepimizin hayatını birinci dereceden ilgilendiren kararların altında imzası bulunuyor.

Yarın belki de bir savaş kararına katkısı bulunacak.

Kanun gücündeki karamamelerde etkisi olabilir.

İşte, Güler İleri'nin yolsuzluklarından daha vahim olan durum budur.

Açıkçası Güler İleri'nin bakan yapılışı başlıbaşına bir skandaldır.

Bu da bizi, akıl dışı bir toplum olduğumuz yargısına vardırıyor.

Gündelik hayatın alışılmış kalıpları içinde kendimize sormadığımız sorular var. Herşeyi olduğu gibi kabul ediyoruz.

Oysa şöyle sorular sormalıydık kendi kendimize.

Güler İleri adındakı eczacı hanım, Türkiye Cumhuriyetinde bakan olmaya en layık kişiler arasında anılabilir mi?

Altmış milyonluk Türkiye'de onu ilk 20-30 kişi arasına sokan ve bu toplumu yönetme yetkisini veren hangi mekanizmadır?

İsterseniz soruyu daha da daraltabiliriz.

İktidar ortağı olan SHP milletvekilleri içinde bakan olmaya hak kazanan kişi Güler İleri midir?

Hangi meziyetleriyle, hangi seçkin özellikleriyle bakan olması uygun görülmüştür.

Hükümeti kurma çalışmaları yapılırken bütün SHP milletvekillerinin listesi masanın üstüne konmuş ve şöyle değerlendirmeler yapılmış olabilir:

Güler İleri bakan olsun.

Çünkü "Uluç Gürkan'dan daha bilgili, İsmail Cem'den daha kültürlüdür. Hasan Fehmi Güneş'ten daha çok devleti bilir. Ercan Karakaş'tan daha çok yurtdışı deneyi var" gibi dūşünceler mi öne sürülmüştür.

Yoksa "canım bir de kadın olsun işte!" mi denilmiştir.

Güler İleri'yi bakan yapmanın mantığını anlamakta güçlük çekiyorum.