Günlerdir bir bardak suda fırtınalar koparıldı: "Yayınlanmayacaktır, yayınlattırılmayacaktır" tehditleri savruldu.

Avukatlar, mahkemeler çalıştırıldı, bildiriler yayınlandı. Her türlü baskı yolu denendi.

Ve sonunda SABAH, bayramda yayınlandı.

Görüldüğü gibi kıyamet de kopmadı.

İnsanlar bayramda da gazetelerini okudular.

Bayram gazeteleri de satışa sunuldu. Ve insanlar özgürce seçimlerini yaptılar. İsteyen Bayram gazetesini aldı, istemeyen başka gazeteleri tercih etti.

***

Böylece SABAH bir "icat çıkarmış" oldu.

Eski köye yeni adet getirdi.

Bazı çevreler hemen ayağa kalkıp, işaret parmaklarını uzata uzata; "Şimdi icat çıkarma!" dediler. "Nerede görülmüş? Eski köye yeni adet mi getiriyorsun?"

SABAH'ın bayramda yayınlanması Türkiye'deki her yenilik gibi, kafaların içindeki sansürü ve statükoyu koruma dürtülerini harekete geçirdi.

Batı toplumlarında gelişmenin dinamosu olan yenilikçilik ve "icat çıkarmak" doğu ülkelerinin rehavetini bozan sivrilikler olarak algılanıyor.

"Otur oturduğun yerde" diyorlar. "Alemin akıllısı sen misin?" "Dünyanın neresinde görülmüş?" "Durup dururken icat çıkarma!"

Hezarfen Ahmet Çelebi kanat takıp, Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçtuğu zaman cezalandırılıyor.

Bu büyük araştırmacı doğu mistisizminin uyuşuk bataklıklarında yokediliyor.

Kendinden öncekilere benzemeyen her şair, her yazar, her politikacı öne çıkışının bedelini ödüyor.

Çünkü toplumu "ortalama insan" düzeyinde tutmak gerekir.

Parlak ve gözalıcı ömekleri saklayalım ki "orta zekalılar cenneti"mizin huzuru bozulmasın.

Yaptığımız kötü işleri, iyi olarak yutturmaya devam edelim.

Kalitesiz ürünleri, tekellerle koruyalım. Her türlü beceriksizliği, bazan devlet, bazan millet bayrak, bazan "toplumun çıkarı" bazan da ideoloji maskeleri altında gizleyip yokedelim.

***

Arthur Koestler 13. Kabile adlı kitabında, bir Arap gezgininin anılarına yer veriyor.

Arap gezgin Hazer Türkleri'nin yurduna gitmiş. Çadırlarda oturduklarını, yarı pişmiş etler yediklerini anlattıktan sonra kendisini çok şaşırtan ilginç bir gözlemini aktarıyor.

"Türkler", diyor. "İçlerinden çok akıllı birisi çıktığı zaman, bizden çok Tanrıya yaraşır diyerek, tutup asıyorlar."

Bu gelenek değişti mi sanıyorsunuz?

Türk tarihi boyunca kaç bin yetenekli insan, zekasının kurbanı olmuştur.

Kaç bin zeki insan, orta zekalılar dayanışması tarafından yutulmuştur.

***

Ama Türkiye değişiyor.

Dünyadaki köklü değişim, Türkiye'yi de etkiliyor ve az da olsa bazı çevreler, tabulara, yasaklara ve garip alışkanlıklara karşı seslerini yükseltiyorlar.

Evet!

SABAH, eski köye yeni adet getirdi.

Çünkü Türkiye'yi büyük bir köy olarak görmüyor.