Kendimi bildim bileli ve gazete okumaya başladığımdan beri Türk-Amerikan ilişkileri hep gündemin ön sırasına oturur. Milli Birlik Komitesi’nden Albay Haydar Tunçkanat’ın “İkili Anlaşmaların İçyüzü” kitabını, Ankara’da yayıncılık yaparken biz yayınlamıştık. Kitabın yayınlanması bütün gazetelerde manşet olmuştu. Bir ara eski dışişleri bakanlarından rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil, “Amerika benim altımı oymuş, içime girmiş” demişti de basında yine ufak çaplı bir kıyamet kopmuştu. Üs tartışmaları ve Demirel’in “Üs yok, tesis var” sözü de hatırlardadır. Daha yakın dönemlerde ve özellikle 1 Mart tezkeresinde konuşulanları ise herkes biliyor. Şimdi de Wall Street Journal’da çıkan yazı Türkiye’yi sarsmakta. Pollock’un makalesi suları bulandırdı. Varsın çorbada bizim de tuzumuz olsun; ucundan kıyısından biz de tahminlerimizi yazalım diye bugün bu konuyu irdeliyoruz. Önce ufak bir bilgi notu: Geçen hafta sonu Wall Street Journal Gazetesi’nin en yetkili kişisiyle yemek yedim. Özel bir yemek olduğu için ayrıntılarını vermiyorum. Ona Türkiye’yi yirmi yıldan beri destekleyen Wall Street Journal’daki tavır değişikliğinin nedenini sordum. Ne dedi biliyor musunuz: “Bizde Türkiye’ye karşı bir tavır değişikliği yok ama mevcut Başbakanınızda bir tavır değişikliği söz konusu.” Böylece makalenin Türk hükümetine bir uyarı anlamı taşıdığı ortaya çıkmış oldu. Yazarların bağımsız makale yazıp yazamadıklarını sordum. “Editorial olduğu için bağımsız görüş diye bir şey söz konusu olamaz!” cevabını verdi. Şimdi gelelim benim tahminime: ABD yönetimi Irak’ta bugüne kadar sürüp giden kanlı bataklığı kurutmak için yeni bir strateji oluşturdu. Bunun ilk adımı olarak koalisyonu genişletmek ve Irak’taki çelişkilere çözümler geliştirmek istiyor. Önce Dışişleri Bakanı Rice’ın, şimdi de George Bush’un dış gezilerine bu gözle bakmak doğru olur kanısındayım. Yeni stratejide Türkiye’nin çok önemli bir rolü var. ABD yönetimi, Tayyip Erdoğan’a on yılı aşkın bir süredir verdiği desteğin, özellikle de siyasi haklarını kazanmadan önce Beyaz Saray’a davet edip, bütün dünyada ve Türkiye’de sağladığı meşruiyetin faturasını önüne koyuyor. Amerikalılar buna “payback” der. Şimdi Başbakan ABD ile kendi tabanı arasında sıkışmış durumda. Türk askeri, Iraklıları eğitme bahanesiyle Irak’a çekilecek; daha sonra ne olacağına ise rufailer karışır. İşte Pollock makalesiyle başlayan tehditlerin ve aba altından sopa göstermelerin anlamı bu. Bakalım zaman ne gösterecek?
