İki yüz bin satan bir derginin kapağında “Bu kafaları keselim!” Yazısı ve kanlı bir bıçak. İçinde aydın, düşünür, gazeteci olarak tanınan kişilerin resim ve isimleri. Bu kelleler koparılacak ve sistem rahatlayacak. Ülke hırsızlıklar ve soygun döneminin bedelini ödüyor. Güven bunalımının faturası böyle çıkarılıyor.
Bizdeki yozlaşmayla paralellik kurulan İtalya’da oluyor bütün bunlar: Uygar İtalya’da, rönesans diyarında, Dante’yi, Leonardo Da Vinci’yi, Rafael’i, Gramsci’yi, Calvino’yu, Eco’yu, Fellini’yi, Visconti’yi yaratmış olan ülkede gerçekleşiyor. Parlamentonun, bankacılık sisteminin, güvenlik birimlerinin ve mafyanın iç içe geçtiği bir rüşvet ve hırsızlık döneminin sonunda İtalya hızla radikalleşiyor. Parlamento’nun yüzde yetmişi yeni kişilerden, yeni yüzlerden oluşuyor ama yenilerin yüzde doksanı da sağ uçta yer almakta. Mussolini’yi yüzyılın en büyük devlet adamı olarak tanımlayan zihniyet, bugün İtalyan parlamentosunda. Medya İmparatoru Berlusconi’nin iktidarı ele geçirmesinden sonra, hızla radikalleşen rejim şimdi solcu olarak gördüğü aydınların, düşünürlerin ve gazetecilerin kellesini istemeye başladı. İtalya, 1989 sonrası dünya için çok önemli bir örnektir. Avrupa’da radikal sağın, halk çoğunluğuna dayanarak iktidarı ele geçirmesi olgusu ilk kez İtalya’da yaşanıyor.
Devleti ve toplumu insafsızca soyan hırsızlar döneminin zararları, sadece çaldıkları parayla sınırlı kalmıyor. Yarattıkları ahlaksızlık ortamının tepkileri, belki de topluma daha büyük zararlar getirecek boyutta. Türkiye’de de bunun ilk işaretlerini görmeye başladık. Gittikçe azgınlaşan bir hırsızlık döneminin çürütücü etkileri, halkı radikallere doğru itiyor. Sistemin başka türlü temizlenmeyeceği yargısı yer ediyor kafalarda. “Demokrasi mi, istikrar mı?” sorusu gündeme geliyor ve güvenin sağlanamadığı her ortamda olduğu gibi, “istikrar” önlemleri ağır basıyor.
Türkiye göz göre göre radikallere doğru kaymamalı. Meclis kendi içinde bir “siyasi çözüm” üretmek zorund. Bazı liderlerin küçük çekişmeleri, kişisel hırsları ve bencil politikaları bizekoskaca bir ülke kaybettiriyor. Bu dönemin faturasını hep birlikte çok ağır bir biçimde ödemek durumunda kalabilir. Gelin yol yakınken bu ağır faturadan kaçalım. Karmaşık bir yumağın çözülmesi için gerekli olan u., gene yumağın içindedir. Kilitlenmeye doğru giden sistemi de parlemento çözebilir. Biraz sağduyu, biraz sorumluluk….Haydi!
