Zaferler toplu kutlamalar yaratır, yenilgiler ise karşılıklı suçlamalar. Seçimden başarıyla çıkmış partide herkes birbirini sever de yenilgi almış partide hizipler, eleştiriler alır başını gider. Türkiye birkaç günden beri Galatasaray’ın İngiltere zaferiyle coşuyor. Ellerinde bayraklarla sokaklara düşmüş olan insanların aklına ne bir futbolcuyu suçlamak geliyor ne de antrenörü. Durum tam tersi olsaydı ve Galatasaray İngiltere’den bozguna uğrayarak dönseydi, bu coşku yerine karşılıklı küfürleşmeler duyacaktık ve bozguna sorumlu bulma rahatlamasına sığınmak isteyerek, istifa talepleri gündeme gelecekti.

Başbakan Tansu Çiller’in Amerika gezisi de Galatasaray gibi tartışılmaz bir başarıya dönüşseydi, bütün heyet yüzünde güller açarak dönecekti yurtdışından. Ama öyle olmadı. Basının gezinin ilk günlerinde yaratmaya çalıştığı “Amerika’da Çiller Fırtınası” fantezisi, gerçekle karşılaşınca tuzla buz oldu ve bunu da en açık biçimde Amerikan basınının tavrını vurguladı. Bill Clinton’la görüşmeyi ve el ele tutuşup, göz göze bakışmayı çok önemseyen doğulu-azgelişmiş tavrımız Amerikan medyasında, böyle gösterişlere düşkün ülkelerin sıradan bir ziyareti olarak görüldü. “Bill’in ruh gibi aziz ahbabı Tansu” havası bozulup da Türklere propaganda imkanı ortadan kalkınca bir sorumlu aranmaya başlandı. Birisi bunun bedelini ödemeliydi. Basından öğrendiğimize göre piyango, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Özdem Sanberk’e vurmuş. Sebep de Amerika’da para ödediğimiz lobi şirketleri.

Lobi şirketleri Sanberk’ten çok önce bulunmuş ve anlaşma yapılmış kuruluşlar. Dışişleri Müsteşarı’nın bu şirketlerin çalışmasını bire bir denetleme görevi yok. Ayrıca profesyonel çevreler Amerika ziyaretinin Sanberk tarafından, resmi düzeyde çok başarılı hazırlandığını ve Çiller’e çok önemli olanakların sunulduğunu belirtiyorlar. Amerikan basını bu ziyarete ilgi göstermediyse kim ne yapsın? Sedat Sertoğlu’nun yazdığı gibi, Tansu Çiller haber değeri taşısa, Amerikan basını lobi- mobi dinlemeden işin üstüne gider ve başbakanı demir sandıkta saklasak bulur konuşurdu. Turgut Özal’ın Amerika ziyaretlerine ilgi gösteren Amerikan basınını lobi şirketleri mi yönlendiriyordu? Aynı şirketler neden Tansu Çiller’i de Özal gibi pazarlayamıyor? Bugün Galatasaray’ı göklere çıkaran İngiliz basınını hangi lobi şirketi yönlendiriyor dersiniz? Bu yüzden gerçeği kabullenip, gereksiz suçlamalardan vazgeçmek gerekir. Büyükelçi Sanberk, yalnız Türk değil bütün dünya dışişlerinin sahip olmakla övüneceği, üstün nitelikli ve usta bir diplomattır. Ve görevi Amerikan muhabiri kovalamak değildir.