Dünya gazetecilik örgütleri Türkiye’deki basın özgürlüğünü ve gazetecilerin durumunu ele alan bir toplantı yaptı. Gazetecileri Koruma Komitesi, Inter American Basın Örgütü, Uluslararası Periyodik Yayınlar Federasyonu, Uluslararası Basın Enstitüsü, Kuzey Amerika Haberciler Birliği, Dünya Gazeteler Birliği ve Dünya Basın Özgürlüğü Komitesi gibi önemli kuruluşların katıldığı Toronto toplantısında Türkiye’ye ilişkin kaygılar belirtiliyor ve TCK’daki hakaret ve sövme cürümlerini düzenleyen maddelerin düzeltilmesi isteniyor. Türkiye’nin basın ortamında kayda değer gelişmeler olduğuna dikkat çeken komite, Türk Ceza Yasası’nda halen basın özgürlüğüyle ilgili uluslararası standartları ve ifade özgürlüğünü ihlal eden kanun maddeleri bulunduğunu belirtiyor. Yayınladıkları bildiride şu cümleler yer almakta: “Nisan 2005’te yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ceza Yasası’ndaki hakaret ve sövme cürümlerini düzenleyen kanun maddeleri, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor ve de basın organlarını ilgilendirmeyen durumlarda mahkûmiyet süresini artırıyor. Buna ek olarak, yargı, gazetecilerin Türk toplumunu ilgilendiren konularda haber yapma hakkını korumaktansa, eleştiriye tabi tutulan birey ya da kurumları, özellikle de orduyu korumaya eğilim gösteriyor.” Komite ayrıca gecen birkaç yıl içinde, Türkiye’nin, güçlü kurum ve kartellerden etkilenmeyen bir demokratik sistemi tesis ettiği iddiasına gölge düşüren bazı vakalarla karşılaştığına dikkat çekiyor. Yeniden özgür Gündem gazetesi, Erol Özkoray ve Hakan Albayrak davalarına yer veriyor. Bildiri şöyle devam etmekte: “Basın özgürlüğü örgütleri Küresel Koordinasyon Komitesi bu tür uygulamaların gazetecilik mesleğini bütünüyle felce uğrattığını düşünüyor. Bahsedilen uygulamalar Türkiye’de bilginin özgür dolaşımını engelliyor ve gazetecileri, devlete karşı eleştiri içeren haberler yapmak ve yayımlamaktan korku yoluyla caydırarak sansürü teşvik ediyor. Bunun yanında, para ve hapis cezalarının uygulanıyor olması, gazetecileri haksız yere lekeliyor ve onları mesleklerinin gereğini yerine getirdikleri için cezalandırıyor. Demokratik toplumlarda hakaret suçlarını düzenleyen kanunlar birer anakronizma olmaya mahkûmdurlar, çünkü şeffaflık ve açıklık ilkeleri, olayların üstünü örtmeye ya da önemli konular hakkında yorum yapılmasını engellenmeye yönelik arzulardan, çok daha önde gelir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından alınan bir çok karara göre hükümet üyeleri daha az değil daha çok eleştiriye hazırlıklı olmalıdırlar. Bu yüzden, Basın özgürlüğü örgütleri Küresel Koordinasyon Komitesi bu temel prensibin, devlet başkanları ve bir ülkenin karar alma süreçlerinde rol oynayan tüm kişiler için de uygulanabilir olması gerektiğini savunmaktadır. Basın Özgürlüğü Örgütleri Küresel Koordinasyon Komitesi, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme isteğini ve Avrupa Birliği’nin basın özgürlüğü ve diğer insan haklarının korunmasına verdiği önemi göz önünde bulundurarak, Türk hükümetini hakaret ve sövme cürümlerini düzenleyen tüm kanun maddelerini yürürlükten kaldırmaya çağırıyor.” Dünya gazetecilik örgütlerinin bu önemli bildirisini kamuoyuna sunmak istedim.
