İsveç’te Sosyal Demokrat hükümetin bakanına itirazlar yükseliyor. Adam çok büyük yolsuzluklar yapmış doğrusu: Belediye görevlisi olarak çalışırken bir ev kiralamış. Evleri kiraya veren şirketin belediye görevlisini kayırdığı ve daha manzaralı bir ev verdiği söyleniyor. Bu yüzden de bakan olması sakıncalıymış. Bir politikacı düşünün: Ev sahibi olamadığı için kirada oturuyor, hem de manzaralı bir ev kiralıyor. İsveçliler böyle bir adamı bakan yapmaz tabi. Garibanlar bakan görmemişler ki!
Stockholm’de çok az kişi özel otomobil kullanıyor. Metrolar, trenler ve otobüsler öylesine bol ve konforlu ki özel araç pahalı bir lüks gibi algılanıyor artık. Yeni otobüsler yapmışlar. Durağa yanaşan koca otobüs bir “fısss“sesi çıkararak size doğru eğiliyor. Mübarek sanki şehir otobüsü değilde reverans yapan narin bir balerin. Böylelikle çocuklar otobüsle rahat biniyor, yaşlılar zorlanmıyor. Ayrıca bu otobüslere, çocuk arabası süren annelerde rahatça inip binebiliyor. Basamaklar ona göre yapılmış.
Koskoca şehirde, bebek arabalarının inip çıkamayacağı bir tek merdiven göremezsiniz. Ağırlığında havaalanında bile merdivenler, bebek arabası sürmeye uygun yapılmış. Bu olanaklar özürlüler için de geçerli. Her park yerinde, mutlaka özürlülere ayrılmış bölümler var. Oralara kimse park edemiyor. Ayrıca şehirdeki tuvaletlerde üçe ayrılıyor: Kadınlar, erkekler ve özürlüler için.
İsveç devlet televizyonu reklam yayınlamaz. Filmlerden şiddet sahnelerini çıkarır. Çok yüksek ses efektleri kullanılmasına bile izin vermez. Yıllar önce, dev bir havai fişek gösterisi sonrasında eleştiriler yükselmişti. Böyle gösterilere bir daha yer verilmedi. Sebep neydi biliyor musunuz? Stockholm’deki köpekler havai fişek gürültülerinden çok korkmuşlardı. Kulakları daha duyarlı olduğu için, patlamalar çatlamalar onları ölümcül bir korkuya sürüklemiştir.
Yazılıp okunması bile komik geliyor değil mi! “Elin oğlu nelerle uğraşıyor!” diye düşünüyorsunuzdur. Durağa yanaşan otobüsler çocuklar ve yaşlılar için eğiliyor, özürlüler yaşama katılıyor, bebekli kadınlar şehrin her yerine rahatça girip çıkıyor ve köpeklerin korkması insanları uzuyor. Çalışan ve çalışmayan bütün nüfusun sağlık sigortalı olduğu, herkesin emeklilik hakkına kavuştuğu, zor duruma düşenlere devletin yardım ettiği bir düzen bu. Ve bu düzen manzaralı yerden ev kiralayan politikacıyı affetmiyor.
Mafyanın sermayeleştiği, politikanın mafyalaştığı ve güçlünün zayıfı ezdiği bir düzende anlamak zor bunları. Ama “gelişme” dediğimiz kavramın özü bu! “Gelişme” ancak insani olduğu, zayıfı koruduğu ve insanı insana ezdirmediği ölçüde “gelişme “dir.
Giderek batıdan koptuğumuz bugünlerde, İsveç’teki gelişmeleri gıptayla, kıskançlıkla izliyorum doğrusu.
