Ankara’da çarşamba günüm çok yoğun geçti. Sabah Alman ZDF kanalının yapacağı çekim için Ankara Kalesi’ne gittik. Tarihi evlerin sıralandığı dar ve sessiz sokaklarda dolaştık, rastladığımız dostlarla sohbet ettik.Ankara Kalesi de Türkiye’nin her yöresi gibi müthiş bir tarih hazinesi ama bakımsız, yoksul, kaderine terkedilmiş durumda. Sonra ZDF ekibi beni meclise getirdi, orada da çekim yaptılar, ardından Genel Kurul’a girdim. Akşamüstü ise Siyasal Bilgiler’de bir konuşmam vardı: “Dünyadan bakılınca Türkçe” konulu söyleşiye gelen ve konferans salonunu dolduran yüzlerce öğrenci beni yeni umutlara, yeni heyecanlara yöneltti.Yaklaşık otuz yıldır üniversitelere gider konuşmalar yaparım.Öğrenci sıralarını dolduran kuşaklar değişir, mezun olanların kardeşleri, çocukları gelir dinlemeye.Ama atmosfer değişmez. Gençlerin heyecanı, dünyayı değiştirme istekleri ve yüreklerindeki değerli safiyet hep aynı kalır. Önceki gün de Siyasal Bilgiler’deki öğrencilerde aynı pırıltıyı hissettim.Biliyorsunuz İstanbul’daki bir takım çevreler beni mutsuz ediyor, ama üniversitelere ya da anadolu kentlerine her gittiğimde tazelenmiş olarak dönüyorum.Bu da beni ayakta tutan en önemli öğelerden birisi.Bu sefer de öğrencilerde yüksek bir siyasi bilinç ve özellikle tehlike altında olan Türkçemiz konusunda büyük bir özen gördüm. Konuşmamı bitirdikten sonra bana yöneltilen sorular mülkiye öğrencilerinin duyarlılıklarını, yurtseverliklerini ve yüksek bilinç düzeylerini kanıtlıyordu.Dekan Celal Göle ve diğer hocalar, bu önemli eğitim kurumunda önemli bir iş başarmışlar.Bir gencin yönelttiği son soru beni epeyce düşündürdü; çünkü bir kız öğrenci “Bugünkü gençleri nasıl gördüğümü” soruyordu.Biliyorum, günümüz gençliğinden çok şikâyet var. Politik konularla ilgilenmedikleri, günlerini gün etmekten ve har vurup harman savurmaktan başka bir meraklan olmadığı, popüler kültürün etkisinde giderek yozlaştıkları söyleniyor.Bu gözlemler büyük ölçüde doğru olabilir.Ama sayıları daha az da olsa bilinçli, kendisini geliştiren, dünyayı ve Türkiye’yi anlamaya çalışan bir gençlik kitlesi de var.Nitelik olarak daha üstün olduğu için bu kesim, öteki gençlerden daha çok etki yapmaya, ülkeyi yönetmeye ve düşünce üretmeye aday.Bu bakımdan umutsuz olmaya gerek yok.Benim kuşağımdan birçok kişi gençler sayesinde ayakta kaldı.Siyasal Bilgiler öğrencilerine, bana bu umutları tekrar yaşattıkları ve günümü güzelleştirdikleri için sonsuz teşekkürler.
