Almanya'da Nazizmin hortlaması ve
bu kez Yahudiler yerine Türkler'i hedef
alması, 20'nci yüzyıl sonunun en ö-
nemli gelişmelerinden birisi.

Bu olgu, sadece Türkler'i ve Al-
manlar'ı ilgilendirmiyor: Bir dün
ya sorunu.

Fransa başta olmak üzere bütün Av-
rupa ülkeleri bu gelişmeleri ciddi bo-
yutta inceliyorlar.
François Mitterrand'ın Türkiye zi-
yaretinde, Almanya'ya karşı müttefik
oluşturma gayretinin de payı vardı.
Bu ziyaretin sonuçlarından birisi
Hans Dietrich-Gencher'in gidişi ol-
du.

Aylar önce bu köşede yayınladığım
bir yazıya: "Almanya; Bir Akdeniz
Ülkesi" adını koymuştum.
O yazı Almanya'nın Hırvatistan'ı ta-
nıması üzerine kaleme alınmıştı.
Bütün Avrupa'nın "Hırvatistan'ı
tanımak, Yugoslavya'da iç savaşı
kışkırtmak demektir" uyarılarına
rağmen, Almanya bu ülkeyi tanımış ve
böylece Akdeniz'e inen bir siyasetin ilk
sinyallerini vermişti.

Almanya'nın doğu politikasın
da, Türkiye bir engeldi.
Bu yüzden Türkiye'yi yaralamak i-
çin kullanabileceği bütün gruplara hoş-
görüyle yaklaştı.
Her türlü şeriatçı ve ayrılıkçı grup Al-
manlar'ın gizli servisi olan "Anayasayı
Koruma Örgütü"nün müşfik kanat
ları altında palazlandı.
Almanya, bu şemsiyeyi, insan ve a-
zınlık hakları sloganlarıyla maskeleme-
ye çalıştı.

Şimdi, Almanya, sadece Türki-
ye'nin değil dünyanın meselesi
dir.
Irkçılığın bu biçimde hortlaması ve
dalga dalga yayılma eğilimi gösterme-
si, ne yazık ki yeni bir savaşı akla getiri-
yor.

Dengeleri bu ölçüde bozulmuş
bir dünyada, savaş hayaleti kol
gezmeyebaşlıyor.
Maastricht bitmiştir.
Tek Avrupa bir hayaldir.
Avrupa'nın en önemli sorunu
Almanlar'ı durdurabilmektir.

Gelişmelere kendi yurttaşlarımız açı-
sından bakınca, büyük bir tehlike için-
de olduklarını görüyoruz.
Alman çetelerine savunmasız bir he-
def oluşturuyorlar.

Bu konuda iğneyi biraz kendimize
batırmamız gerekiyor.
Almanya'daki iki milyon insanımızın
o toplumla kaynaşmasını engelledik.
Ayrı bir kitle halinde, getto kültürü i-
çinde yaşamalarını özendirdik.
Bu yüzden Alman toplumu içindeki
İtalyanlar, Yunanlılar ve diğer halklar,
oradaki yaşama uyum gösterip, göze
batmazken Türkler Alman kentlerinin
en büyük meydanlarında cam çerçeve
indiren yüz bin kişilik yürüyüşler yaptı-
lar.

Alman ve Türk takımları arasındaki
maçlar kanlı savaşlara dönüştürüldü.
Biz nasıl Taksim Meydanı'nda yüz
bin Almanın cam çerçeve indirmesini
hoş karşılamazsak, Alman toplumu da
bizi hoş karşılamadı.
Çünkü getto kültürü yenilmeye
mahkumdur.

Almanya'daki Türkler gettolar-
dan çıkmalı ve Avrupa yaşamına
karışmalıdır.
Yoksa daha çok acı çekeriz.